Ve kâlû kulûbunâ fî ekinnetin mimmâ ted’ûnâ ileyhi vefî âżâninâ vakrun vemin beyninâ ve beynike hicâbun fa’mel innenâ ‘âmilûne
Meal
Şöyle diyorlar: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda ağırlık, seninle aramızda da perde vardır. Artık ne yapacaksan yap; biz de bildiğimizi yapacağız.”
Kur'an Tefsiri
Burada onların, hakikati arayan samimi niyetli bir insan edâsıyla Kur’an’a kulak verip dinlemeye, mânaları üzerinde düşünüp zihin yormaya gerek duymadıkları anlaşılmaktadır. İşte Kur’an böyle bir zihniyeti tenkit etmekte ve bunun çok tehlikeli bir yaklaşım olduğunu haber vermektedir. Buna göre; “Artık ne yapacaksan yap; biz de bildiğimizi yapacağız” (Fussılet 41/5) sözü iki mânaya gelebilir:
› Sen kendi dîninin gerektirdiğini yap, biz de kendi dînimize göre yaşayacağız.
› Sen bize karşı elinden geleni yap, biz de seni başarısız kılmak için elimizden ne gelirse yapacağız.
Onların bu inkarcı ve isyancı duruşlarına karşı:Muhtasar Tefsir
Dediler ki: "Kalplerimiz bizi çağırdığın şeye karşı örtüler ile kapalıdır. Kulaklarımızda sağırlık vardır, söylediklerini duymaz. Bizim ile senin aranda bir perde vardır, söylediklerin bize ulaşmaz. Sen kendi yolun üzere amel et, biz de kendi yolumuz üzere hareket ediyoruz ve asla sana uymuyoruz."