Velibuyûtihim ebvâben ve sururan ‘aleyhâ yetteki-ûne
Meal
Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltuklarını da hep gümüşten yapardık.
Kur'an Tefsiri
Âyetlerin muhtevasından şu mânayı anlamamız mümkündür: “Siz çok değer veriyor ve putlaştırıyorsunuz ama benim katımda dünya malının, altın ve gümüşünün fazla bir değeri yoktur. O kadar ki hiç sevmediğim ve razı olmadığım kâfirlerin bile evlerinin çatılarını, merdivenlerini, odalarının kapılarını, oturdukları koltuk ve tahtları hep parlak gümüşten yapabilirdim. Onları altınlara ve pek çok çeşit zînetlere, mücevherlere boğabilirdim. Çünkü bunların o kadar gönül verilip bel bağlanacak bir kıymetleri yoktur. Kısa bir süre içinde bu saltanat, bu ihtişam ve debdebe son bulacaktır. Sadece bir tehlikeli durum, bizim böyle yapmamıza mani olmuştur: O da mü’minlerin kâfirlere özenip: “Niçin biz de bu imkânlara sahip olmayalım” diyerek imanı terk etmeleri ve kuvvetle muhtemel hepsinin inkâr üzere toplanan bir tek toplum olmalarıdır. Sırf mü’minlere olan merhametimiz ve onları nefis ve şeytan düşmanlarının da saldırmasıyla dünyanın esiri haline gelmekten koruma irÂdemizden dolayı böyle yapmadık.”
Dolayısıyla şunu kesinlikle bilmek lazımdır ki, bir kimseye imtihan için verilen dünya malı, onun Allah katındaki derecesini ve kıymetini göstermez. Nitekim Nebiyy-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Eğer dünya, Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir değere sahip olsaydı, Allah hiçbir kâfire dünyadan bir yudum su bile içirmezdi.” (Tirmizî, Zühd 13)
Yine Resûl-i Ekrem (s.a.s.), dünyanın gönül bağlamaya değmeyecek kadar değersiz olduğunu belirtmek üzere şu öğütte bulunuyor:
“Uyanık olun! Şüphesiz dünya değersizdir. Dünyanın malı da mülkü de kıymetsizdir. Ancak Allah Teâlâ’nın zikri ve O’na yaklaştıran şeylerle, güzel şeyleri öğreten ve öğrenen olmak başkadır.” (Tirmizî, Zühd 14; İbn Mâce, Zühd 3)
Bu sebeple buyruluyor ki:Muhtasar Tefsir
Onlara istidrac ve imtihan olarak evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslanacakları divanlar da yapardık.