Felevlâ ulkiye ‘aleyhi esviratun min żehebin ev câe me’ahu-lmelâ-iketu mukterinîne
Meal
“Madem ki o peygamber olduğunu iddia ediyor; o halde üzerine altın bilezikler atılmalı veya beraberinde kendisini doğrulayıcı, destekleyici dizi dizi melekler gelmeli değil miydi?”
Kur'an Tefsiri
Firavun, hem tahtını korumak hem de insanları Hz. Mûsâ’ya inanmaktan vazgeçirmek için bu şekilde canhıraş bir konuşma yapma mecburiyetinde kalır. O devirde mesaj ilan etme yöntemi, burada bildirildiği üzere tellâl çağırtmaktı. Bu tellallar şehir, köy ve kasabalarda konuyu halka duyururlardı. Zira zavallı Firavun’un elinde bugünkü bir kısım şer odaklarının elinde olan dalkavuk bir medya, haber ajansları, radyo ve TV’leri yoktu.
Hz. Mûsâ’da risaletten sonra kekemelik yoktu. Zira Tâhâ sûresinin 27-36. âyetlerinde nakledilen “Dilimdeki tutukluğu çöz” duası, elbette kabul edilmişti. Firavun’un onu meramını bile anlatmaktan âciz olarak değerlendirmesi, bizzat kendisinin ilâhî mesajı anlamama konusundaki inadından ileri geliyordu. Onu kasten önemsemiyor veya önemsemez görünüyordu:Muhtasar Tefsir
Yüce Allah, resul olarak göderdiğine resul olduğunu gösteren altın bilezikler vermeli ve onunla beraber birbirlerini takip eden melekler gelmeli değil miydi?