Ve lekad âteynâ benî isrâ-île-lkitâbe velhukme ve-nnubuvvete ve razeknâhum mine-ttayyibâti ve faddalnâhum ‘alâ-l’âlemîne
Meal
Biz İsrâiloğulları’na kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık ve kendilerini o zamanki diğer topluluklara üstün kıldık.
Kur'an Tefsiri
İsrâiloğulları’na verilen “kitap”, Tevrat’tır. “Nübüvvet”, peygamberliktir. Nitekim onlardan pek çok peygamber gelmiştir. “Hüküm” ise, kitabın bilgisi, idrak ve feraset; kitaba göre davranmanın hikmeti; muâmelâtta muhakeme kabiliyeti gibi mânalara gelir. Bunda yargı ve yönetim gücü anlamı da vardır. Allah Teâlâ o dönemde kendi dinine hizmet için İsrâiloğullarını seçmiş ve hakkı tebliğ için onları vazifelendirmiştir. Üstünlükleri bu vazifeye liyakatlerine ve bunu ifa etmelerine göredir. Nitekim kendilerine ilim geldikten sonra, sırf aralarındaki haset, ihtiras, çekememezlik ve düşmanlık sebebiyle anlaşmazlığa düşünce, bu din emanetini taşıyamaz hale gelmişlerdir. Dolayısıyla kendilerine emanet edilen “üstünlük”lerini de kaybetmişlerdir. Demek üstünlük dine hizmetten gelmektedir. Zaten Cenâb-ı Hak, kendi katında üstün ve şerefli olmanın ölçüsünü “takvâ” olarak belirlemektedir. (bk. Hucurât 49/13)
Durum böyle olunca:Muhtasar Tefsir
Gerçek şu ki, İsrailoğulları`na Tevrat`ı ve hikmetle insanların arasını ayırmayı bahşettik. Peygamberlerin çoğunu onlardan, İbrahim -aleyhisselam-`ın zürriyetinden kıldık. Onları çeşitli temiz şeylerle rızıklandırdık ve onları zamanlarının insanlarına üstün kıldık.