Ulâ-ike-lleżîne hakka ‘aleyhimu-lkavlu fî umemin kad ḣalet min kablihim mine-lcinni vel-insis innehum kânû ḣâsirîne
Meal
İşte bunlar, kendilerinden önce gelmiş geçmiş isyankâr cin ve insan toplulukları içinde, haklarında azap hükmünün kesinleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar, kıyâmet günü büyük bir hüsrâna uğrayacaklardır.
Kur'an Tefsiri
Burada, önceki iki âyette tasvir edilen iyi bir evlat örneğinin karşısına kötü bir evlat örneği konur. Bu evlat, âhirete inanmamakta ve kendisini imana çağıran ana babasına da kaba ifadeler kullanarak küstahça isyan etmektedir. Ana babanın son derece müşfikâne ve merhamet dolu sözlerine karşı pervasızca inkârını kusmaktadır. Bu duurmdaki insanlar, durumlarını değiştirmedikleri takdirde, kendisinden önce gelip geçen aynı tînetteki insan ve cin gürûhlarıyla birlikte azab-ı ilâhîye uğrayacaklardır.
Bu misalleri okuyanlar ve dinleyenler, bu iki evlattan hangisini beğenirlerse onu kendilerine örnek seçebilir ve seçtikleri örneğe göre de sonuca razı olurlar. Çünkü Allah, herkese aynı şekilde muamele yapmayacaktır. Yapılan iyiliklere ve kötülüklere göre dereceler takdir edilecek; cezalar ve mükâfatlar da buna göre verilecektir. Herkese amelinin karşılığının tam olarak verilmesi ve kimseye haksızlık yapılmaması açısından da bu derecelendirme önem arz etmektedir. Zira eğer bir insan ecirlerinden mahrum kalır veya hak ettiğinden daha azını alırsa bu bir zulüm olduğu gibi, aynı şekilde kötü bir insan da hak ettiği cezayı görmez veya hak ettiğinden daha fazlasını bulursa bu da bir zulüm olacaktır. Allah ise zulmetmekten pek yücedir.
Dünya nimetlerini tıka basa kullanıp kötülük işlemeye devam eden kimselerin âhirette karşılaşacakları feci durum şöyle haber verilir:Muhtasar Tefsir
İşte onlar; cinlerden ve insanlardan olup haklarında azabın gerçekleştiği kendilerinden önce gelip geçmiş hüsrana uğramış toplumlar arasındadırlar. Şüphesiz onlar, ateşe girişleriyle kendi nefislerini ve ailelerini ziyana uğratan kimselerdir.