Em yekûlûne-fterâhus kul ini-fteraytuhu felâ temlikûne lî minaAllâhi şey-âens huve a’lemu bimâ tufîdûne fîhis kefâ bihi şehîden beynî vebeynekums vehuve-lġafûru-rrahîmu
Meal
Yoksa: “Onu kendisi uyduruyor!” mu diyorlar? Rasûlüm! De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, sizin gücünüz beni Allah’ın azabından kurtarmaya asla yetmez. Kaldı ki O, sizin Kur’an hakkında yaptığınız taşkınlıkları, onun etrafında kopardığınız yaygaraları da çok iyi bilmektedir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter. O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”
Kur'an Tefsiri
İnkârcıların Kur’ân-ı Kerîm’e sihir, büyü demeleri, bu kitabın sıradan bir kelam ve beşer sözü olmadığının kendi ağızlarıyla itiraf edilmesidir. Demek ki onlar, Kur’an’ın hârikulâde bir kitap olduğunu gördüler ve anladılar. Ancak, daha ziyade dünyevi çıkarları açısından işlerine gelmediği için onu inkâr yolunu tuttular. İkinci iddia olarak, Resûlullah (s.a.s.)’in Kur’an’ı kendisi uydurduğunu ve kabul görmesi için Allah’a nispet ettiğini söylüyorlar. Buna da, Allah Teâlâ’nın, peygamber bile olsa, kendisine yalan yere söz nispet edeni şiddetle cezalandıracağı ve onu Allah’ın azabından kimsenin kurtaramayacağı şeklinde cevap verilir. Nitekim bu hususta şöyle buyrulur:
“Eğer o Peygamber, bizim adımıza bir takım sözler uydursaydı, elbette onu kıskıvrak yakalar, sonra da onun can damarını koparırdık! İçinizde hiç kimse de buna mâni olamazdı.” (Hakka 69/44-47)
Müşrikler, Allah Teâlâ’nın bir insanı peygamber yapmayacağını, yapacaksa bunun mutlaka melek olması gerektiğini iddia ediyorlardı. Bu sebeple Resûlullah (s.a.s.)’in onlara şöyle söylemesi emredilmektedir:Muhtasar Tefsir
O müşrikler şöyle mi diyorlar: "Bu Ku`an`ı Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- uydurmuş ve Allah`a nispet etmiştir." -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Eğer Kur`an`ı ben kendi nefsimden uydurmuş isem ve Allah bundan dolayı bana azap edecek olursa bu durumda sizler benden bu azabı savamazsınız. Nasıl olur da ben kendi nefsimi O`nun hakkında bir şey uydurmaya arz edebilirim? Allah; O`nun Kur`an`ı hakkında sizin dalıp gittiğiniz karalamayı ve ayıplamayı en iyi bilendir. Sizin ile benim aramda şahit olarak Allah -Subhanehu ve Teâlâ- yeter. O, günahlarından tövbe eden kullarını çok bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir."