Felâ tehinû ve ted’û ilâ-sselmi ve entumu-l-a’levne vaAllâhu me’akum velen yetirakum a’mâlekum
Meal
Siz üstün durumda iken gevşeklik gösterip de barış çağrısı yapmayın! Allah sizinle beraberdir; yaptıklarınızı karşılıksız bırakmayacak ve onların karşılığında asla eksik ödemede bulunmayacaktır.
Kur'an Tefsiri
Müslümanlar bütün güçleriyle kâfirlerle savaşa devam edecek, hiçbir gevşeklik göstermeyecek, alçaklık edip de horluk ve miskinlik ile barış için onlara yalvarmayacaklardır. Çünkü bu, bir zaafiyetin işaretidir. müslümanın kâfirin karşısında zafiyet göstermesi ise doğru değildir. Bu ilâhî emrin, Medine gibi küçücük bir şehirde birkaç yüz müslümandan oluşmuş bir avuç topluluğun İslâm’ın bayraktarlığını yaptığı ve yalnız güçlü Kureyş kabilesi ile değil, bütün Arabistan’ın müşrik ve münafıklarıyla mücadele ettikleri sırada nâzil olduğunu düşünecek olursak, işin zorluğu daha iyi kavranacaktır. müslümanların durumu böyle olmasına rağmen onlara, cesaretlerini kırarak düşmanlarla barış yapmayı istememeleri, aksine, canlarını dişlerine takarak savaşacak şekilde hazır olmaları emri verilmektedir. Bu emrin gerekçesi olarak da şu hususlar beyân edilir:
✺ Müslümanlar üstündür ve galip gelmek onların hakkıdır.
✺ Allah’ın yardımı onlarla beraberdir; mü’minlere yardım ve zafer vaat etmektedir.
✺ Allah onların amellerinin karşılığını noksan vermeyecek, zulmetmeyecek, hatta fazlasıyla bir mükâfat verecektir.
Şuna dikkat etmek lazımdır ki, bu ilâhî emir, müslümanların hiçbir zaman barış sözü etmemeleri mânasına gelmez. Burada anlatılmak istenen şey, müslümanların zayıf, düşmanlarının ise kuvvetli olduğu zannını veren bir barışa taraftar olmanın doğru olmadığıdır. müslümanlar her şeyden önce güçlerini ispat etmelidirler. Ancak ondan sonra barış görüşmeleri yapmalarında bir sakınca yoktur. Nitekim, “Her şeye rağmen o düşmanlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş” (Enfâl 8/61) âyetiyle barışa yanaşan düşmanların talebine karşı barışa yanaşmak emredilmiştir. Fetih sûresinde haber verildiği üzere Hudeybiye anlaşması da müslümanların galibiyeti halinde idi. (bk. Fetih 48/27) Demek ki maksat, herhalde barışı reddetmek değil, gevşeklik gösterip de zillet ile barışa talip olmamaktır.
Bu sebeple mü’minler dünyaya aldanma konusunda uyarılarak şöyle buyruluyor:Muhtasar Tefsir
-Ey Müminler!- Düşmanlarınızla karşı karşıya gelmek hususunda zayıflık göstermeyin ve onlar sizi barış yapmaya davet etmeden önce sakın siz onları barış yapmaya davet etmeyin. Zira siz, onlara karşı üstün durumdasınız ve Yüce Allah da yardımı ile sizinle beraberdir. O, sizin amellerinizin sevabından hiçbir şeyi eksiltmeyecektir. Aksine kendisinden bir ihsan olarak artıracaktır.