İnne-lleżîne yunâdûneke min verâ-i-lhucurâti ekśeruhum lâ ya’kilûne
Meal
Rasûlüm! Seni evinin odalarının dışından yüksek sesle çağıranlara gelince, onların çoğu aklı ermez düşüncesiz kimselerdir.
Kur'an Tefsiri
Resûlullah (s.a.s.)’in yanında terbiye görmüş, sohbetlerine katılmış, İslâm’ın nezaket kaidelerini hazmetmiş olan sahâbe-i kirâm, Efendimiz (s.a.s.)’e karşı nasıl davranacaklarını çok iyi biliyor; ona nasıl hitap edeceklerinin ve kendisiyle ne zaman ve ne şekilde konuşacaklarının ayarlamasını çok iyi yapıyorlardı. Efendimiz (s.a.s.)’in günlük hayatından haberdar oldukları için onu uygun olmayan vakitlerde asla rahatsız etmiyorlardı. Fakat bir de bedeviler ve bedevi ruhlu bir kısım kimseler vardı ki, bunlar bu edep ve nezaket kaidelerini ne biliyor, ne de tatbik edebiliyorlardı. Zaman zaman Peygamberimiz (s.av)’i rahatsız edecek münasebetsizlikler yapabiliyorlardı. Âyet-i kerîmeler, bu tür davranışların uygun olmadığına dikkat çekmektedir.
Buraya kadar, mü’minlerin Allah’a ve Rasûlü’ne iman, itaat ve teslimiyet hususunda göstermeleri gereken edep kaideleri hatırlatıldı. Şimdi ise mü’minlerin kendi aralarındaki münâsebetleri düzenlemek üzere buyruluyor ki:Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Sana, hanımlarına ait odaların arkasından seslenenlerin çoğu, akıllarını kullanmayan bedevi kimselerdir.