Vekeyfe yuhakkimûneke ve’indehumu-ttevrâtu fîhâ hukmuAllâhi śümme yetevellevne min ba’di żâlikec vemâ ulâ-ike bilmu/minîne
Meal
Hem Allah’ın hükümlerinin yer aldığı Tevrat ellerindeyken nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar ki? Başvuruyorlar, hemen arkasından ne diye verdiğin hükmü kabul etmeyerek dönüp gidiyorlar? Aslında onlar mü’min değildirler.
Kur'an Tefsiri
Bu âyet, Peygamber Efendimiz’e hüküm sormak için gelen yahudi ve münafıkların bu hususta samimi olmadıklarını haber vermektedir. Eğer samimi olsalardı, ya içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat’la amel eder, meseleyi Peygamberimiz (s.a.s.)’e getirmeye gerek duymazlardı. Ya da Peygamberimiz’in verdiği hükme razı olup ondan yüz çevirmezlerdi. Dolayısıyla bu durum onların hem kendi kitaplarına olan imanlarının, hem de Allah Resûlü’ne olan itimatlarının ne derece asılsız olduğunu ortaya koymakta; onların sadece şahsî arzularının peşine koştuklarını ifade etmektedir.
Halbuki o dönem itibariyle Tevrat’ta onların meselelerini çözecek ilâhî hükümler yer almaktadır. Çünkü:
Muhtasar Tefsir
Yahudilerin içinde bulundukları durum çok ilginçtir. Onlar seni bir taraftan inkâr eder diğer taraftan da onların hevâlarına uyan hüküm vermeni umarlar. Hâlbuki yanlarında içerisinde Allah`ın hükmü bulunan ve iman ettiklerini iddia ettikleri Tevrat vardır. Sonra onlara vermiş olduğun hüküm hevâlarına uygun olmayınca ondan yüz çevirirler. Böylece hem kendi kitaplarında bulunanları inkâr etmeyi ve hem de senin vermiş olduğun hükmü reddetmeyi bir araya getirirler. Bunların yaptıkları davranış, Mümin kimselerin yapacağı bir davranış değildir. Öyleyse bunlar ne sana ve ne de senin getirdiklerine iman edenlerden değildirler.