Kul yâ ehle-lkitâbi lâ taġlû fî dînikum ġayra-lhakki velâ tettebi’û ehvâe kavmin kad dallû min kablu veedallû keśîran vedallû ‘an sevâ-i-ssebîli
Meal
De ki: “Ey Ehl-i kitap! Dininizde gerçeğin sınırlarından taşarak aşırılıklara düşmeyin. Daha önce kendileri saptığı gibi, pek çoklarını da saptırmış ve hâlâ da düz yoldan sapmaya devam eden bir topluluğun arzularına uymayın.
Kur'an Tefsiri
اَلْغُلُوُّ (ğuluvv); aşırıya gitmek, haddi aşmak, sınırı çiğneyip geçmek gibi mânalara gelir. Burada Allah Teâlâ, Peygamberimiz (s.a.s.) döneminde yaşayan ve sonra gelecek olan kitap ehline hitap ederek, yahudi ve Hristiyanların daha önce Hz. İsa hakkında aşırıya gittikleri gibi, aşırıya gitmemelerini öğütlemektedir. Yahudiler, Hz. İsa’nın meşrû bir evlilik sonucu meydana gelmiş bir çocuk olmadığını, Hıristiyanlar ise onun ilâh olduğunu söyleyerek aşırıya gitmişlerdir. Böylece hem kendileri sapmış, hem de pek çok kimsenin sapıklığa düşmesine sebep olmuşlardır.
اَلْهَوٰي (hevâ) kelimesinin çoğulu olan اَلْأهْوَاءُ (ehvâ) ise nefsin, Allah rızâsına uygun düşmeyen arzularını ifade eder. Sahibini ateşe kadar götürüp oraya yuvarlaması sebebiyle ona bu isim verilmiştir.
Aslında dinde aşırılıkları sebebiyle Allah’ın lanetine uğrayan şu kimseler, hem Ehl-i kitaba hem de tüm insanlara ibret olmalıdır:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Hristiyanlara de ki: Tabi olmakla emrolunduğunuz hakta haddi aşıp aşırı gitmeyin. Yüceltilmesiyle emrolunduğunuz -peygamberler gibi- kimseyi de aşırı derece olduğundan daha çok yüceltmeyiniz. Meryemoğlu İsa hakkında ilah olduğuna itikat ettiğiniz gibi aşırı gidip, birçok insanı hak yoldan saptıran ve kendileri de sapmış olan önce gelenlere uyarak onların ilahlıklarına itikat etmeyin.