Velev kânû yu/minûne biAllâhi ve-nnebiyyi vemâ unzile ileyhi mâ-tteḣażûhum evliyâe velâkinne keśîran minhum fâsikûne
Meal
Şayet Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene inanıyor olsalardı kâfirleri dost ve sırdaş edinmezlerdi. Ne var ki, onların birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Kur'an Tefsiri
Din ve iman iddiasında bulunan Kitap ehlinden bir çoğu, Allah Resûlü’ne ve mü’minlere kinlerinden dolayı kâfirleri, müşrikleri dostlar ediniyorlar ve onların tarafını tutuyorlardı. Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’e karşı savaşmak konusunda ittifak kurmak için Mekke müşriklerinin yanına gitmişlerdi. Hatta müşrikler kendilerine, “Bizim dinimiz mi yoksa Muhammed’in dini mi haktır, hangimiz doğru yoldayız?” diye sorduklarında “Siz doğru yoldasınız” diye cevap veriyorlardı. (bk. Nisâ 4/51) Bu tavır ve davranışlarıyla onlar âhiretleri için son derece kötü bir amel işlemekte; Allah’ın gazabına uğramalarına ve kâfir olarak ölerek ebediyen azap içinde kalmalarına sebep olacak işler yapmakta idiler. Eğer onlar Allah’a, Peygamber’e ve kitaplara gerçekten inanmış olsalardı, müslümanlar aleyhine kâfirleri ve müşrikleri dost edinemezlerdi. Çünkü bunun haram olduğu kendi peygamberlerinin şeriatinde ve ona indirilen kitapta da açıkça bildirilmişti. Hâsılı hakiki iman, müşrikleri dost edinmeye mânidir. Fakat onlar mü’min değil, dinden; Allah’a, peygamberlerine ve kitaplarına imandan çıkmış fâsık kimselerdir. Bunlar içinde özellikle yahudiler ve müşrikler, mü’minlere karşı pek şiddetli bir düşmanlık beslemektedirler:
Muhtasar Tefsir
Şayet o Yahudiler, Allah`a ve peygamberine gerçekten iman etmiş olsalardı, Müminlerin dışında müşrikleri sevip kendilerine dost edinip onlara meyletmezlerdi. Çünkü onlar kâfirleri kendilerine dost edinmekten nehyedildiler. Fakat bu Yahudilerin çoğu Allah`ın itaatinden, dostluğundan ve Müminlerin dostluğundan çıkmışlardır.