Febi-eyyi âlâ-i rabbikumâ tukeżżibâni
Meal
Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
Kur'an Tefsiri
Kur’ân-ı Kerîm, Âdem’in topraktan yaratılma safhalarını haber verir. Burada onun kiremit gibi pişmiş, vurunca ses veren kuru bir çamurdan yaratılma safhasına temas eder. Çünkü اَلصَّلْصَالُ (salsâl), dokununca tıngır tıngır sesi işitilebilen “kuru çamur” demektir. اَلْفَخَّارُ (fehhâr) ise iyice pişmiş kiremit, testi, çömlek anlamındadır. Allah Teâlâ, hayat emaresinden bu kadar uzak olan bir nesneden insanı yaratıp ona can vermiştir. Bu O’nun yüce kudretini gösterir. Cinleri de dumansız saf bir ateş alevinden yaratmıştır.
Cinlerin yaratılış maddesi olarak zikredilen اَلْمَارِجُ (mâric) kelimesi şu anlamlara gelir:
› Hâlis ateş ya da dumansız saf alev.
› “Merec” ihtilât yani karışma mânası olması itibariyle, “mâric” karışık, dumanlı bir ateş anlamına da gelebilir. Nitekim Hicr sûresi 27. âyette geçen نَارُ السَّمُومُ (nâru’s-semûm) “zehirli ateş” tâbirine “karışık” mânası daha uygun düşmektedir. Yalnız bununla “her şeye nüfuz edebilen ve karışan” mânasında ateşin hakikati ifade edilmiş olsa gerektir.
› Mâric kelimesi, “haltedici” yani karıştırıcı mânasına da gelebilir. Bu da ateşin, yani hararetin eşya üzerindeki kimyevî bir özelliğini belirtmiş olur.
Bu ayetten anlaşıldığına göre cinler, salt ruhi varlıklar olmayıp onların da maddi cisimleri vardır. Onlar hâlis bir ateşten yaratıldıkları için, topraktan yaratılmış olan insanlar onları göremezler. (bk. A‘râf 7/27) Ayrıca cinler hızlı hareket etmekte, değişik şekillere dönüşmekte ve topraktan yaratılmış olan insanın görünmeden giremeyeceği yerlere, hiç hissettirmeden girebilmektedirler.
İnsanı ve cini yaratan Allah olduğu gibi aynı zamanda:Muhtasar Tefsir
O halde siz (insan ve cin topluluğu), Allah`ın size bahşettiği o bol nimetlerden hangisini yalanlıyorsunuz?