Kul eġayraAllâhi etteḣiżu veliyyen fâtiri-ssemâvâti vel-ardi vehuve yut’imu velâ yut’amuk kul innî umirtu en ekûne evvele men eslemes velâ tekûnenne mine-lmuşrikîne
Meal
De ki: “Gökleri ve yeri yoktan var eden, her canlıyı besleyip doyurmasına karşılık kendisi hiçbir şekilde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı kendime dost edineceğim?” Yine şöyle de: “Bana Hakk’a teslim olanların ilki olmam emredildi ve «sakın müşriklerden olma!» buyruldu.”
Kur'an Tefsiri
Allah’ın isimlerinden bir olan اَلْوَلِيُّ (Velî), “dost, yardımcı, yönetici, yapılması için işlerin kendine havale edildiği varlık” demektir. Yine o isimlerden biri olan “Fâtır” ise “yokluktan varlık sahasına çıkaran, yoktan vareden” mânasındadır. Allah gökleri, yeri ve onlarda bulunan her şeyi yoktan var etmiş, bütün fıtratları yaratmış, hem de onların devamları ve birbiri ardı sıra kesilmeksizin sürmeleri için muhtaç oldukları tabii ihtiyaçlarını bahşetmiştir, bahşetmektedir. Kendisi ise her türlü ihtiyaçtan uzaktır; ikram eder fakat kendine ikram olunmaz; yedirir doyurur fakat kendinin buna ihtiyacı yoktur. Bir diğer âyet-i kerîmede: “Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum; beni doyurmalarını da istemiyorum. Muhakkak ki Allah, evet O, bütün rızıkları veren, sonsuz kudret ve sarsılmaz kuvvet sahibi olandır” (Zâriyât 51/57-58) buyrulur.
Müslüman olmak ve şirkten uzak durmak ilk defa Allah Resûlü (s.a.s.)’e emredilmiş, dolayısıyla ilk iman eden ve ilk teslim olan o olmuştur. Peygamberler, aynen diğer insanlar gibi, getirdikleri dinin emirlerini yapmak ve yasaklarından kaçmakla mesüldürler. Buna karşı gelmek azabı gerekli kıldığından, hemen ardından Efendimiz’e: “Eğer Rabbime isyan edecek olursam, gerçekten büyük bir günün azabından korkarım” (En‘âm 6/15) demesi emredilmiştir. Peygamberlerin bile korkudan titredikleri o günün azabını önemsememek ve ciddiye almamak büyük bir gafletin işaretidir. Halbuki o günün azabı öyle dehşetli bir azaptır ki, o gün ondan kurtulabilene muhakkak Allah merhametiyle muamele etmiştir. O azaptan kurtulmak gerçekten büyük bir başarıdır. Burada âhirette kurtuluşun ancak Allah’ın rahmeti sayesinde mümkün olabileceğine bir işaret vardır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.) de bunu açıklar mâhiyette şöyle buyurur: “Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin olsun ki, insanlardan hiç kimse ameliyle cennete giremez; ancak Allah’ın rahmet ve lütfuyla girer.” Ashâb-ı kirâm: “Senin amelinde mi seni cennete sokmaz ey Allah’ın Rasûlü?” diye sorduklarında şöyle cevap verir. “Benim amelim de beni cennete sokmaz, meğer Allah rahmetiyle beni korumuş ola.” (Buhârî, Rikâk 18; Müslim, Munâfikîn 71)
Bu bakımdan:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Allah ile birlikte putlara ve başkalarına ibadet eden müşriklere de ki: Allah`tan başka bir yardımcı ve dost edinip, ondan yardım istemek akıl kârı mıdır? Önceden bir benzeri olmadan gökleri ve yeri yaratan O dur. O kullarından istediğine rızık verendir ve kullarından hiçbiri O`nu rızıklandıramaz. O kullarına hiçbir şekilde muhtaç olmaz. Ancak kulları kendisine muhtaçdır. -Ey Resul!- De ki: Şüphesiz Rabbim -Subhanehu ve Teâlâ- bana bu ümmetten ilk olarak Allah`a itaat eden ve boyun eğen olmamı emretti ve bana O`na başkalarını şirk koşanlardan olmamı yasakladı.