Kad ḣasira-lleżîne katelû evlâdehum sefehen biġayri ‘ilmin veharramû mâ razekahumuAllâhu-ftirâen ‘alaAllâhic kad dallû vemâ kânû muhtedîne
Meal
Çocuklarını bilgisizlik yüzünden câhilâne bir davranış olarak beyinsizce öldürenler ve Allah’ın kendilerine ihsân ettiği helâl rızıkları hem de Allah adına yalan uydurarak haram sayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır. Onlar kesinlikle azıp sapmış, doğru yolu bulamamışlardır.
Kur'an Tefsiri
Müşrikler bir taraftan fakir düşeriz korkusuyla çocuklarını öldürüyorlar, diğer taraftan fakir düşmekten korkmaksızın, helâl olan mallarından bir takım şeyleri kendilerine haram sayıyorlardı. Burada da açık bir çelişki, bilgisizlik ve beyinsizlik olduğu ortadadır.
Rivayete göre Resûlullah (s.a.s.), ashâbından bir zatın, huzurunda daima mahzun ve kederli olduğunu gördü. Efendimiz ona: “Seni üzen nedir?” diye sordu. O: “Ey Allah’ın Rasûlü, ben cahiliye devrinde öyle bir günah işledim ki; müslüman olduğum halde onun affedilememesinden korkuyorum” diye cevap verdi. Resûlullah (s.a.s.): “Günahın ne olduğunu bana söyle” buyurdu.
O: “Ya Rasûlallah! Ben, Cahiliyye devrinde kızını diri diri toprağa gömenlerdendim. Benim bir kız çocuğum dünyaya geldi. Karım, onu öldürmemem için bana yalvardı. Ben de onu bıraktım, öldürmedim. Böylece kızcağız büyüdü. Büluğ çağına erdi. Hatta o, kadınların en güzeli olmuştu. Nihayet ona dünür gelmeye başladı. İşte bundan sonra taassub beni kapladı. Onu evlendirmeye de, evlendirmeden evde bırakmaya da gönlüm razı olmuyordu. Eşime: “Ben falan kabileye akrabalarımı ziyaret etmeye gitmek istiyorum. Kızı da benimle gönder” dedim. Hanımım, buna çok sevindi. Kıza güzel elbiselerini giydirdi, ziynetlerini taktı ve ona ihânet etmeyeceğime dair benden söz aldı. Onu alıp bir kuyunun başına götürdüm. Kızcağız kuyuyu görünce, benim kendisini oraya atmak istediğimi anladı. Boynuma sarılarak ağlamaya başladı ve: «Babacığım bana ne yapmak istiyorsun?» dedi. O zaman ona acıdım. Dönüp kuyuya baktım, tekrar câhiliyye taassubu içimi kapladı. Kızım tekrar boynuma sarıldı ve: «Babacığım, annemin emanetini zâyi etme» diye yalvarmaya başladı. Ben bir kuyuya bir de kızıma bakıp ona acıyor, merhamet ediyordum. Sonunda şeytan bana galip geldi ve onu tutup baş aşağı kuyuya attım. Kızım: «Babacığım, beni öldürdün!» diye bağırıyordu. Sesi kesilene kadar orada bekledim ve sonra geriye döndüm.”
Bunları dinleyince Resûlullah (s.a.s.) ağladı ve: “Eğer câhiliye devrinde yaptıklarından ötürü birisini cezalandırmakla emrolunsaydım, bu yaptığın sebebiyle seni cezalandırırdım” buyurdu. (Kurtubî, el-Câmi‘, VII, 97)
Yüce Rabbimiz şimdi, müşriklerin temas edilen son derece anlamsız, asılsız ve çirkin anlayışları karşısında daralan gönllerimizi ferahlatmak üzere gözümüzü muhteşem güzellikteki bağlara, bahçelere çevirmekte ve dikkatimizi bizlere ihsan buyurduğu helâl rızıklara çekmektedir:
Muhtasar Tefsir
Akılsızlıkları ve cehaletleri sebebiyle çocuklarını öldüren ve Allah’ın onlara hayvanlardan verdiği rızıkları yalan yere Allah’a nispet ederek haram kılanlar kesinlikle helak oldular. Onlar, dosdoğru yoldan uzaklaştılar ve onu asla bulacak da değildirler.