Velev terâ iż vukifû ‘alâ-nnâri fekâlû yâ leytenâ nuraddu velâ nukeżżibe bi-âyâti rabbinâ ve nekûne mine-lmu/minîne
Meal
Nihâyet ateşin karşısında durdurulduklarında onların hâlini bir görsen! O zaman: “Ah ne olurdu, dünyaya bir daha geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak, mü’minlerden olsak!” diye hayıflanırlar!
Kur'an Tefsiri
Müşrikler ve kâfirler âhirette cehennem azabıyla yüz yüze gelip, o korkunç ateşin apaçık bir gerçek olduğunu gözleriyle gördükleri zaman çok pişman olacaklar, tekrar dünyaya dönmeyi isteyeceklerdir. “Dönsek de Allah’ın ayetlerini, Kur’an’ın verdiği haberleri yalanlamasak, mü’minlerden olsak” diye temenni edeceklerdir. Çünkü önceden beri gizledikleri şeyler; amel defterlerindeki kötülükler; küfür, şirk ve nifaklarının gerçek yüzü, âhireti, cennet ve cehennemi yalanlamalarının yanlışlığı hepsi apaçık karşılarına çıkacaktır. Şu âyet-i kerîmede haber verilen hakikat vuku bulacaktır:
“Herkesin amel defteri önüne konulacak; sen günahkârların o defterde yazılı olanlardan dolayı ödleri patlayacak şekilde korktuklarını göreceksin. Hayretler içinde: «Yazıklar olsun bize! Bu nasıl defter ki, küçük büyük demeden, hiçbir şeyi dışarıda bırakmadan ne yapmış, ne söylemişsek hepsini saymış dökmüş!» diyecekler. Böylece yaptıkları her şeyi amel defterlerinde bulacaklar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf 18/49)
İşte bu gerçek karşısında şaşkına dönecekler ve tekrar dünyaya gelmeyi isteyeceklerdir. Fakat bu, onların o an ki duydukları korkunun bir neticesidir. Dünyaya gelseler o hali unutur ve tekrar inkâra saplanırlar, kendilerine yasaklanan şeyleri yine pervasızca yaparlardı. Onlar bu iddialarında da yalancıdırlar. Onlar dünyada yaşarken dünya ötesini, âhireti inkâr etmişlerdi. Dünya hayatından başka bir hayatın olmadığını sanmışlar, “varsa yoksa hayat bu hayattır, yaşarız ölürüz, tekrar diriltilmemiz mümkün değildir” demişlerdi. (bk. Mü’minûn 23/37) Fakat kıyamet günü bütün zanları, vehimleri boşa çıkıp değişmez gerçekle yüz yüze gelip hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna çıktıklarında perişan hallerini bir görmek gerekir. O vakit Allah onlara inkâr edip durdukları “yeniden dirilişin, âhiret hayatının” gerçek olup olmadığını soracak, gözleriyle gördükleri o gerçeği inkâr etme imkânı kalmayacak ve “O halde inkâr etmeniz sebebiyle tadın azabı!” (En‘âm 6/30) şeklindeki ağır bir ilâhî hitabın kahredici ezikliği içinde ebedi azaba düçar olacaklardır. Çünkü birgün mutlaka Allah’a kavuşacağına inanmayanların kaybedenlerden olacağı şüphesizdir:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Kıyamet gününde onlar, ateşe sunuldukları zaman hayıflanarak: "Ah keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Allah`ın ayetlerini yalanlamasak ve Allah`a iman edenlerden olsak dedikleri zaman kötü hallerinin ne kadar ilginç olduğunu bir görseydin.