Ulâ-ike-lleżîne âteynâhumu-lkitâbe velhukme ve-nnubuvvetec fe-in yekfur bihâ hâulâ-i fekad vekkelnâ bihâ kavmen leysû bihâ bikâfirîne
Meal
Bu seçkin zatlar, kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer münkirler, sana da vahyettiğimiz bu gerçeklere inanmazlarsa, şunu bilsinler ki, onların yerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
Kur'an Tefsiri
Allah Teâlâ peygamberlere kitap, hüküm ve nübüvvet ihsan etmiştir. Kitap; hidâyet, ilim ve mârifettir. Hüküm; hâkimiyet, hidâyeti idrak melekesi, hidâyet kanunlarını hayatta tatbik etme istidadıyla, hayatın problemlerini çözmede isabetli görüş sahibi olma istikametinde vehbî kabiliyet yani hikmettir. Nübüvvet ise en yüksek mertebe olup peygamberler bu hususiyetleriyle insanları hidâyete davet ederler. Peygamber Efendimiz’e de bu ilâhî nimetler en zirve seviyesiyle ihsan edilmiştir. Ancak o dönemde Kureyş müşrikleri, sonraki dönemlerde de diğer kâfirler, bu nimetleri görmezden gelip iman etmezlerse hiçbir önemi yoktur. Çünkü Allah, bunları inkâr etmeyecek, bu nimetlerin kıymetini bilecek, iman ve şükür ile ona sarılacak bir toplumu görevlendirmiştir. Her zaman Allah’ın indirdiği hikmetlere inanan, onun gösterdiği yolda giden seçkin bir toplum bulunacaktır. Mesela Mekke kâfirlerine karşı Medineli müslümanlar, Ensâr; Arap kâfirlerine karşı diğer kavimlerin mü’minleri; dünya durdukça bütün kâfirlere karşı da bütün mü’minler ve hatta melekler bahsedilen bu topluluktan sayılabilir.
Bütün peygamberler, aynı yolun yolcusu ve Allah yolunun davetçileridir. Bu sebeple Peygamber Efendimiz’e ve onun şahsında tüm insanlığa peygamberlerin yoluna uymaları tavsiye edilerek şöyle buyruluyor:
Muhtasar Tefsir
İşte zikredilen bu peygamberlere kitap, hikmet ve peygamberlik verdik. Eğer senin kavmin kendilerine verdiğimiz bu üç şeyden birini küfreder iseler, biz bunları küfredip inkâr etmeyen bir kavmi hazır hale getirdik. Bilakis onlar buna iman edip sımsıkı sarılmışlardır. Onlar muhacir, ensar ve kıyamete kadar onlara iyilikle tabi olanlardır.