Veyâ âdemu-skun ente vezevcuke-lcennete fekulâ min hayśu şi/tumâ velâ takrabâ hâżihi-şşecerate fetekûnâ mine-zzâlimîne
Meal
Allah: “Ey Âdem! Sen de eşinle beraber cennete yerleşin. Dilediğiniz yerden canınızın çektiği her çeşit nimetten yiyin, için. Fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz!” buyurdu.
Kur'an Tefsiri
İlâhî huzurdan kovulduktan sonra insana düşmanlığını yeminle ve açıktan ilan eden ve bu hususta Rabbinden izin de alan İblîs, hemen harekete geçerek Âdem ve eşine vesvese verdi. Kalplerine girip sinsî düşünceleri üflemeye, tekrar tekrar telkin etmeye başladı. Hedefi, azgınlığının ortaya çıkmasına yegane âmil olan insanın ayaklarını kaydırmak, onu cennetten çıkarmak ve aşağıların aşağısına yuvarlamaya çalışmaktı. Bunu başarmak için de düşmanının en zayıf noktasını yakalaması gerekiyordu. Nihayetinde bu noktayı da buldu. Daha önce birbirine kapalı bulunan avret yerlerinin ve farkında olmadıkları şehvet duygularının açığa çıkıp onlara görünmesini sağlayacaktı. Halbuki Âdem ve Havva, o zamana kadar avret yerlerinin varlığından habersizdiler; bunu görmüyorlar hatta bilmiyorlardı. Cenâb-ı Hak başlangıçta bu yerleri bir şekilde örtmüş ve gizlemişti. İşte İblîs bu gizli avret yerlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak, bu hususta Âdem ve Havva’yı dürtüp harekete geçirecek türden bir vesvese verdi. Yine aynı maksattan hareketle onlara “Rabbiniz size bu ağacı, sırf melek olmamanız veya burada ebediyen kalmamanız için yasakladı” dedi. Bu yasak ağaçtan yedikleri takdirde yeme ihtiyacından kurtulup melekler gibi olacaklarını yahut ölüm yüzü görmeyip ebedi kalacaklarını söyledi. Bütün bu çaba ve gayretleri hep onların iyiliği için gösterdiğine ve kendisinin doğru söyleyen samimi bir nasihatçı olduğuna dair de ağır yeminler etti. Burada İblîs’in, insandaki cinsiyet, ihtiyaçsız olma ve ebedî kalma duygularını çok iyi kullandığı görülmektedir:
Muhtasar Tefsir
Allah, Âdem’e şöyle dedi: "Ey Âdem! Sen ve eşin Havva cennete yerleşin. İçinde bulunan tertemiz yemeklerden dilediklerinizi yiyin, fakat sakın bu ağaçtan (Allah’ın onlar için belirlediği bir ağaçtır) yemeyin. Eğer size yasaklamış olmamın sonrasında bu ağaçtan yerseniz, Allah’ın sınırlarını aşan kimselerden olursunuz.