Ve-iḣvânuhum yemuddûnehum fî-lġayyi śümme lâ yuksirûne
Meal
Şeytanların kardeşlerine gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürükler, bir daha da yakalarını bırakmazlar.
Kur'an Tefsiri
“Şeytanın kardeşi” (A‘râf 7/202) denilecek kadar inkâr ve günahlara saplanmış olanlara gelince, dostları olan şeytanlar onları azgınlığa sürükler; azgınlıklarını daha da arttırırlar. Şeytanın en küçük vesvesesi karşısında hemen Allah’a sığınan müttakîlerin aksine, bu günahkârların Allah akıllarına gelmez, böylece azgınlık yapmakta kusur etmez ve bundan geri durmazlar. Şeytanlar da onların yakalarını bir daha bırakmazlar; onların günah, fesat ve azgınlık temayüllerini daha da güçlendirirler. Böylece onlar şeytanlıkta azdıkça azar, saptıkça sapar ve helak uçurumlarına yuvarlanır giderler.
Şeytanın insanlara olan bu düşmanlığı şu âyet-i kerîmelerde dikkat çekici bir üslupla beyân edilir:
“İblîs şunları söyledi: «Beni azdırmana karşılık, yemin olsun ki ben de kullarını saptırmak için senin doğru yolun üzerinde pusu kurup oturacağım. Sonra onlara mutlaka önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de onların çoğunu şükredici bulamayacaksın.»” (A‘râf 7/16-17)
Artık şeytanın kardeşi haline gelmiş kâfirlerin durumuna müşahhas bir örnek olması bakımından şöyle buyruluyor:
Muhtasar Tefsir
Şeytanlar kâfir ve facirlerden olan kardeşlerine, dalalet üzerinde kalmaları için peş peşe günahlar işletirler. Ne şeytanlar saptırmaktan, yoldan çıkarmaktan geri durur. Ne de insanoğlundaki facirler onlara boyun eğmekten ve kötülükler işlemekten geri kalırlar.