Vebeynehumâ hicâbunc ve’alâ-l-a’râfi ricâlun ya’rifûne kullen bisîmâhumc venâdev ashâbe-lcenneti en selâmun ‘aleykumc lem yedḣulûhâ vehum yatme’ûne
Meal
Cennetle cehennem arasında bir perde vardır. A‘râf üzerinde de cennetlik ve cehennemlikleri simalarından tanıyan adamlar bulunur. Onlar cennet ehline: “Selâm size!” diye seslenirler. Kendileri ise henüz cennete girmemiş, fakat oraya girmeyi şiddetle arzulamaktadırlar.
Kur'an Tefsiri
Cennet ile cehennem arasında bir perde, bir engel, bir sûr bulunmaktadır. Nitekim “Derken, mü’minlerle aralarına bir duvar çekilir. Bu duvarın aralığından münafıkların pişmanlık içinde mü’minleri izleyecekleri bir kapısı vardır; o kapının mü’minlerin bulunduğu iç tarafında rahmet, münafıklara bakan dış tarafında ise azap vardır” (Hadîd 57/13) âyetiyle bu engele işaret edilmektedir. اَلأعْرَافُ (A‘râf ), yüksek bir yer mânasına gelen اَلْعُرْفُ (urf) kelimesinin çoğuludur. Meşhur görüşe göre bununla cennetle cehennem arasında bulunan sûrun yüksek tepeleri kastedilir. Burada bir kısım kimseler bulunur. Kur’an bunları رِجَالٌ (ricâl) yani “adamlar” olarak ifade buyuruyor. Bunların kimler olduğu hususunda başlıca iki görüş vardır: Birinci görüşe göre bunlar amelleri kusurlu olup, mizanda iyilikleri ve kötülükleri eşit gelmiş Allah’ın birliğine inanan bir topluluktur ki, cennetle cehennem arasında bir müddet kalırlar. Sonra Allah Teâlâ haklarında bir hüküm verir. İkincisine göre ise bunlar, peygamberler, şehitler, hayırlılar, âlimler veya adam şeklinde görünen melekler gibi dereceleri yüksek ve orada özel bir vazîfeyle görevlendirilmiş zâtlardır.
Birinci görüşe göre “Kendileri ise henüz cennete girmemiş, fakat oraya girmeyi şiddetle arzulamakta” (A‘râf 7/46) olanlar, A‘râf ’ta bulunan kişilerdir. Yani cennet ehli cennete girmiş, bunlar henüz girmemişler fakat girmeyi arzu ve ümit ederler. Cennetliklere özenerek “Selam size!” derler. Cehennem ve cehennemliklerden de Allah’a sığınırlar. İkinci görüşe göre ise, bu hal, cennet ehlinin o sırada içinde bulundukları hâldir. Yani cennet ehli henüz cennete girmemiş, fakat girmek ümidinde bulunmuş oldukları sırada A‘râf ehli onları selâmetle müjdelerler. Bunlar, cenneti hak etmiş yüksek rütbeli kimseler olsalar da, ilâhî bir yönlendirmeyle cehennem ehlinin acıklı hâlini gördüklerinde, onlarla beraber olmaktan Allah’a sığınırlar. Her iki ihtimale göre de cehennemin son derece dehşetli olduğu, bundan her an Allah’a sığınmak lazım geldiği gerçeği ortaya çıkar.
Nitekim:
Muhtasar Tefsir
Bu iki grup arasında; cennet ve cehennem ashabı arasında A`raf adı verilen yüksekçe bir sur vardır. Bu yüksek surların üzerinde iyilik ve kötülükleri eşit seviyede kalmış kimseler vardır. Buradakiler cennet ashabını ak yüzlü olmak gibi alametlerden tanırlar. Cehennem ashabını da yüzlerinin kapkaranlık olması gibi alametlerden tanırlar. A`raf`ta bulunanlar cennet ahalisine seslenip onları onure ederek “Sizlere selam olsun!” diye seslenirler. O vakit A`raf`ta bulunanlar henüz cennete girmemiş, ancak Allah’ın rahmetiyle cennete girmeyi ümit etmektedirler.