Eve ‘acibtum en câekum żikrun min rabbikum ‘alâ raculin minkum liyunżirakum velitettekû vele’allekum turhamûne
Meal
“Allah’ın azabını hatırlatarak sizi uyarması, böylece günahlardan sakınıp ilâhî merhamete nâil olabilmeniz için, içinizden biri vasıtasıyla size Rabbinizden bir uyarı ve nasihat gelmesine mi şaşıyorsunuz?”
Kur'an Tefsiri
Seçtiği peygamberler ve onlara gönderdiği vahiyler vasıtasıyla talimatlarını kullarına ulaştırması Cenâb-ı Hakk’ın bir kanunudur; başlangıçtan beri devam eden bir sünnetullahtır. Burada peygamberlik ve vahyin üç hikmeti beyân edilir:
› İnsanları, gelecekte, özellikle öldükten sonra mahşerde ve cehennemde karşılaşacakları azap ve sıkıntılara karşı uyarmak,
› Onları Allah’a karşı gelmekten ve her türlü günahlardan sakındırmak,
› Böylece Allah’ın rahmetine ve cennetine nâil olmalarını sağlamaktır.
İşin dikkat çeken yönü şu ki onlar, Hz. Nûh gibi seçkin bir şahsın Allah’ın peygamberi olmasına taaccüp etmişler, fakat putların Allah’ın ortakları olduğu tarzındaki sapık düşüncelerine taaccüp etmemişlerdir. Bu, onların ne büyük bir cehalet ve müthiş bir ahmaklık içinde olduklarını gösterir.
Bütün bu uyarıları dikkate almayan azgın kavim Hz. Nûh’u yalandılar. Bu durum karşısında Allah Teâlâ Hz. Nûh’u ve gemide onunla beraber bulunanları kurtarıp selâmete çıkardı. Allah’ın âyetlerini yalanlayan, hiçe sayan o azgın kavmi de sulara garkederek boğdu. Bu hazin akıbet, onların kalp gözlerini ilâhî davete kapatmalarının tabii bir neticesi oldu.
Âd kavminin yaptıkları da Nûh kavminden farksızdı:
Muhtasar Tefsir
Rabbinizden size, aranızdan bildiğiniz bir adamın diliyle bir vahiy ve nasihat gelmesine şaşırıp hayrete mi düştünüz? O, sizin aranızda yaşamış, yalancı, sapkın ve tanımadığınız başka bir tür kimse değildir. Yalanlamanıza ve isyankâr olmanıza karşı sizi Allah’ın azabından korkutmak, emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınarak takvalı olmanız için gelmiştir. O`na iman ettiğiniz zaman umulur ki rahmet edilirsiniz.