Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû innemâ-lmuşrikûne necesun felâ yakrabû-lmescide-lharâme ba’de ‘âmihim hâżâc ve-in ḣiftum ‘ayleten fesevfe yuġnîkumuAllâhu min fadlihi in şâ-/ec innaAllâhe ‘alîmun hakîmun
Meal
Ey iman edenler! Müşrikler birer pislikten ibarettir. Onun için artık bu yıldan sonra Mescid-i Harâm’a yaklaşmasınlar! Eğer onların engellenmesiyle yeterli gelir elde edememekten, dolayısıyla fakirliğe düşmekten korkarsanız, unutmayın ki, Allah dilediği takdirde lutf u keremiyle sizi zenginleştirir. Şüphesiz Allah her şeyi bilen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.
Kur'an Tefsiri
Müşrikler bâtıl inançları, ahlâkî telakkileri ve yaşayışlarıyla mânen pis oldukları gibi, abdest, gusül ve tahâret nedir bilmedikleri içinde mânen pistirler. Onları esas pislik yapan şey ise işledikleri şirk günahıdır. Çünkü şirk manevî pisliklerin en kötüsüdür. Nasıl inançsız, gusülsüz, abdestsiz hiçbir ibâdet yapılamazsa, içinde Kâbe de bulunan Mescid-i Haram’a aynı tarz pislik içinde girilmez. Bu sebeple hicri 9. sene itibariyle müşriklerin Mescid-i Haram’a yaklaşmaları yasaklanmış, bunu sağlama vazifesi de müslümanlara verilmiştir. Âyetteki اَلْمَسْجِدُ الْحَرَامُ (el-Mescidu’l-Harâm), ifadesi âlimlerimiz tarafından Harem bölgesi olarak anlaşılmış ve müşriklerin Harem diye bilinen bölgeye girmeleri o tarihten günümüze kadar yasaklanmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in yer yer yahudi ve Hristiyanları kâfir olarak, bazan de müşrik olarak vasıflandırması sebebiyle onlar da müşriklerle aynı katagoride değerlendirilerek o tarihten itibaren Harem bölgesine alınmamışlardır. Günümüzde de uygulama bu şekildedir. müslüman olmayanlar Harem bölgesine girememektedirler.
Mekke’de müslümanların geçim kaynağını Beytullah’ı ziyarete gelen insanların sağladığı kazançlar teşkil etmekteydi. Müşriklerin bu bölgeye girmelerinin yasaklanması, onların sağladıkları faydaların da bir anda sona ermesi demekti. Dolayısıyla bu durum müslümanlarda ister itemez iktisâdî yönden bir sıkıntı doğacağı yönünde endişeye sebep oldu. Cenâb-ı Hak: “Eğer onların engellenmesiyle yeterli gelir elde edememekten, dolayısıyla fakirliğe düşmekten korkarsanız, unutmayın ki, Allah dilediği takdirde lütf ü keremiyle sizi zenginleştirir” (Tevbe 9/28) buyurarak, onların gönlünü feraha kavuşturmuştur. Gerçekten de o seneden itibaren hayır ve bereket artmaya başladı. Çevre bölgelerdeki insanlar İslâm’la şereflendiler ve Mekke’ye eskisinden daha fazla yiyecek getirdiler. Fetihler başladıktan sonra ise dünyanın her tarafından insanlar oraya akın akın gelmeye başladı.
Âyetteki “Allah dilediği takdirde” (Tevbe 9/28) kaydı, bütün umutların sadece Allah’a yöneltilmesi gerektiğine vurgu yapmakta; sonra da Allah’ın bahşedeceği bu refah halinin her zaman ve her toplum için değişmez bir şey olmayacağına, değişme ihtimalinin bulunduğuna dikkat çekmektedir.
Kâfir olan Ehl-i kitapla münasebetlere gelince:
Muhtasar Tefsir
Ey Allah`a ve resulü`ne iman eden ve Allah`ın, kullarına koyduğu şeriate tabi olanlar! Müşrikler kendilerinde olan küfür, zulüm, kınanmış ahlak ve kötü alışkanlıklardan dolayı pisliktirler. Onun için bu yıllarından yani hicri dokuzuncu yıllarından sonra hacı yahut umreci olarak da olsa Mescid-i Haram`ın da içerisinde bulunduğu Mekke Haremi`ne girmesinler. -Ey Müminler!- Eğer onların size getirmekte oldukları yiyeceklerin ve çeşitli ticaret mallarının kesilmesi sebebi ile yoksulluktan korkarsanız, şüphesiz Yüce Allah, fazlı ile size yeter. Şüphe yoktur ki Allah, sizin içinde bulunduğunuz hali hakkıyla bilendir, sizin için düzenleyip idare ettiklerinde hikmet sahibidir.