Kul hel terabbesûne binâ illâ ihdâ-lhusneyeynis venahnu neterabbesu bikum en yusîbekumuAllâhu bi’ażâbin min ‘indihi ev bi-eydînâs feterabbesû innâ me’akum muterabbisûne
Meal
Münafıklara şunu söyle: “Siz bizim hakkımızda ancak şu iki güzellikten; zafer veya şehâdetten birinin gelmesini gözetip duruyorsunuz. Biz ise sizin hakkınızda, ya Allah’ın kendi tarafından veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Öyleyse bekleyin, biz de sizinle beraber beklemekteyiz.”
Kur'an Tefsiri
Allah yolunda cihat edip malla ve canla savaşırken müslümanları bekleyen iki güzel neticeden biridir: Ya zafer ve ganimet veya şehâdet. Üçüncü bir ihtimal yoktur. Dolayısıyla müslümanlar sonuçta ya kesin bir zafer kazanacak, gazi olacaklar, ya da şehit düşeceklerdir. Bunların ikisi de güzeldir. Hatta âhiret yönünden bakıldığında, münafıkların uykularını kaçıran ölüm, müslümanlar için sevgiliye kavuşturan bir şeb-i arûs keyfiyeti taşımakta ve ebedî mutluluğa kapı aralamaktadır.
Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:
“Allah, kendi yolunda cihad için çıkan ve bunu da yalnızca Allah’a olan imanı ve Resûlü’nü tasdikden dolayı yapan kimseye cennete girmeyi veya çıkmış olduğu evine ecir ya da ganimete nâil olmuş olarak geri dönmeyi garanti eder.” (Müslim, İmâret 103)
Münafıkların başına gelecek kaçınılmaz son ise, Allah’ın onları, ya doğrudan doğruya kendi katından gelecek bir azapla ya da müslümanların elleriyle vuku bulacak bir azapla cezalandırmasıdır. Onlara layık olan akibet de ancak budur.
Münafıkların yaptıkları harcamalara ve kıldıkları namazlara gelince:
Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- onlara de ki: "Bize iki şeyden; şehadet yahut zaferden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Biz de Allah`ın, katından indireceği bir azap ile sizi helak etmesini yahut sizinle savaşmamıza izin vererek bizim elimizle sizleri öldürmek ve esir etmek yolu ile size azap etmesini bekliyoruz. Siz, bizim akıbetimizi bekleyin; biz de sizin akıbetinizi bekliyoruz."