Veminhum men yelmizuke fî assadekâti fe-in u’tû minhâ radû ve-in lem yu’tav minhâ iżâ hum yesḣatûne
Meal
Onlar arasında, zekât ve sadakaların taksimi konusunda iğneli sözlerle seni ayıplayanlar da var. Kendilerine bu mallardan bekledikleri pay verilirse hoşnut olurlar; verilmezse o zaman kızıp öfkelenirler.
Kur'an Tefsiri
Âyetlerin inişine sebep olabilecek hâdiselerden biri şöyle vuku bulmuştur:
Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatıyor: Biz, Resûlullah (s.a.s.)’in yanındaydık. O, ganimetleri veya kendisine getirilen zekât mallarını taksim ediyordu. Temîm oğullarından olan Zü’l-Huvaysıra geldi ve:
“- Ey Allah’ın Resûlü, adâletli ol” dedi. Peygamberimiz (s.a.s.):
“- Yazıklar olsun sana, ben adâletli değilsem, başka kim adâletli olabilir ki? Eğer ben adâletli davranmamışsam sen kaybettin, hüsrana uğradın demektir” buyurdu. Hz. Ömer:
“- Ya Resûlallah, izin ver şunun boynunu vurayım” dediyse de Efendimiz (s.a.s.):
“- Bırak onu. Onun öyle arkadaşları var ki sizden birisi onunla birlikte kıldığı namazını, onunla birlikte tuttuğu orucunu değersiz görür. Onlar Kur’ân okurlar ama Kur’an onların hançerelerinden aşağı geçmez. Onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” buyurdu. (Buhârî, Menâkıb 25; Edeb 95; Müslim, Zekât 142)
Zekatların taksim edileceği yerler şu şekilde belirlenmiştir:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Sadakalardan umduklarına ulaşamadıkları için münafıklardan, sadakaların taksimi hususunda seni eleştirenler vardır. Eğer istedikleri şey kendilerine verilirse senden hoşnut olurlar. Yok eğer istedikleri verilmezse kızıp homurdanırlar.