Kelleżîne min kablikum kânû eşedde minkum kuvveten veekśera emvâlen veevlâden festemte’û biḣalâkihim festemta’tum biḣalâkikum kemâ-stemte’a-lleżîne min kablikum biḣalâkihim veḣudtum kelleżî ḣâdûc ulâ-ike habitat a’mâluhum fî-ddunyâ vel-âḣiratis veulâ-ike humu-lḣâsirûne
Meal
Ey münafıklar! Sizin hâliniz tıpkı sizden önce gelip helâk edilmiş kavimlerin hâline benzer. Üstelik onlar sizden daha güçlü, mal ve evlatları sizinkinden daha fazlaydı. Onlar nasipleri kadar dünya nimetlerinden faydalanıp zevk almaya çalıştılar. Sizden öncekiler nasıl nasipleri kadar bu nimetlerden faydalanmaya çalıştılarsa, siz de aynı şekilde nasibiniz kadar bunlardan faydalandınız. Hep birlikte oyun ve eğlence bataklığına dalanlar gibi siz de daldınız. O münafık ve kâfirlerin yaptıkları dünyada da âhirette de boşa gitmiştir. En büyük zarara uğrayanlar işte onlardır.
Kur'an Tefsiri
Dünya nimetleri birer imtihan malzemesidir. Onları nefsânî arzuların tatmini yolunda değil, Allah’ın rızâsına erişmek niyetiyle ruhâniyeti artırma yollarında kullanmasını bilmek lazımdır. Cenâb-ı Hak, mü’minlerden mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın aldığını haber veriyor. (bk. Tevbe 9/111) En mühim iş, canı ve malı bu hedef doğrultusunda harcayabilmektir. Değilse âdi niyetler ve bayağı arzular istikâmetinde İsrâf edilen imkânların hasret, nedâmet ve ebedî hüsranın habercileri olduğu bilinen bir gerçektir. Daha önce gelip geçmiş olan ve Kur’ân-ı Kerîm’de kıssaları anlatılan kavimlerde bunun en dikkat çekici misallerini bulmak mümkündür. Dolayısıyla bu âyet-i kerîmeler, kıyamete kadar tüm insanlığı uyararak kaybedenlerden, kendilerine zulmedenlerden değil, kulluk vazifelerini yerine getirip kazananlardan olmaya davet etmektedir. Bunun için de cennete girecek ve Allah’ın rızâsına erecek mü’minlerin özelliklerini bildirmek üzere buyruluyor ki:
Muhtasar Tefsir
-Ey münafıklar topluluğu!- Sizler, küfür ve alay etmede sizden önceki yalanlayan ümmetler gibisiniz. Onlar, sizden daha güçlü ve sizden daha çok mallara ve evlatlara sahiptiler. Dünya lezzetlerinden ve arzularından kendi nasiplerinde yazılmış olandan faydalandılar. Sizler de -Ey Münafıklar!- Sizden önce nasiplerinden yararlanan ve (peygamberlerini) yalanlayan ümmetler gibi nasibiniz olarak size takdir olunduğu kadar yararlanın. Önceki ümmetlerin, peygamberlerini yalanlama ve onları ayıplamaları gibi siz de hakkı yalanlamaya daldınız. Resul -sallallahu aleyhi ve sellem`i- ayıplayıp, kınadınız. Kınanmış ve bu sıfatlar ile sıfatlanmış olan bu kimselerin amelleri küfürleri sebebi ile Allah katında fesada uğramış ve boşa gitmiştir. Kendi nefislerini helak olmaya sürüklemeleri sebebi ile nefislerini hüsrana uğratanlar bunlardır.