Radû bi-en yekûnû me’a-lḣavâlifi vetubi’a ‘alâ kulûbihim fehum lâ yefkahûne
Meal
Böylece seferden geride kalanlarla beraber bulunmayı tercih ettiler ve kalplerinin üzerine mühür vuruldu. Bu sebeple onlar gerçeği ve meselenin özünü idrak edemezler.
Kur'an Tefsiri
Tebük seferine çıkmayı emreden sûre ve âyetler geldiğinde, gerçek mü’minler hiç tereddüt göstermeden savaş çağrısına hemen icâbet ettiler. Münafıklar ise mazeretler uydurdular. Bunlardan servet sahibi zenginlere, nefsani arzularını terkedip sefere çıkmak ağır geldi. Geride kalıp oturanlarla beraber bulunmayı tercih ettiler.
87. âyetteki “geride kalanlar” diye tercüme ettiğimiz اَلْخَوَالِفُ (havâlif) kelimesine şu mânalar verilebilir:
› Kadınlar: Çünkü kadınlara benzetmek, münafıkların son derece ağırlarına giden bir ifade idi.
› Çocuklar, yaşlılar, özür sahibi erkekler,
› Peygamberimiz’in emrine karşı çıkanlar.
Münafıkların bahsedilen tutum ve davranışlarından uzak durduğumuz gibi buna karşılık Resûlullah (s.a.s.) ve ashabının örnek hayatını kendimize ölçü almalıyız:
Muhtasar Tefsir
Bu münafıklar, özür sahipleri ile birlikte savaştan geri kalarak kendi nefisleri için zillete ve aşağılanmaya razı oldular. Allah Teâlâ da küfürleri ve nifakları sebebi ile onların kalplerini mühürledi. Onlar kendi yararlarına olan şeyleri anlamazlar.