Vekâle fir’avnu-/tûnî bikulli sâhirin ‘alîmin
Meal
Firavun: “Bütün usta sihirbazları toplayıp bana getirin” diye emretti.
Kur'an Tefsiri
Firavun, Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’u söz düellosu ile mağlup etmekten ümidini kesince, bu kez başka çarelere baş vurarak onları susturmanın yollarını arar. Hz. Mûsâ’nın gösterdiği asâ ve yed-i beyzâ mûcizelerinin de ancak sihir olabileceğini düşündüğünden, tek çâre olarak maharetli sihirbazları onun karşısına çıkarıp Mûsâ’ya haddini bildirmeyi görür. Sihirbazlar gelir, Musâ (a.s.)’ın talebi üzerine ip ve değneklerini atarlar. Hz. Mûsâ, yapılanın sihir olduğunu, hakkın karşısında bunun bir geçerliliğinin ve netice itibariyle başarıya ulaşmasının mümkün olmayacağını anlar ve ifade eder. (bk. A‘râf 106-126) Çünkü Allah Teâlâ’nın eşya ve olaylarda cereyan eden değişmez kanunları, bozguncuları helâke sürüklemek ve gerçek olanı gün yüzüne çıkarmak için durmadan işleyip durmaktadır.
Bu sözlerin hemen ardından Mûsâ asâsını yere attı. Büyük bir yılana dönüşen asâ, sihirbazların yılan gibi gösterdikleri iplerini ve değneklerini birer birer yutup yok etti. Bu mûcize karşısında sihirbazlar derhal iman edip secdeye kapandılar. Diğerlerine gelince:
Muhtasar Tefsir
Firavun şöyle dedi: "Sihri iyi bilen bütün becerikli sihirbazları bana getirin!"