Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Hûd Sûresi Tefsiri

Hûd Sûresi 20. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُۜ مَا كَانُوا يَسْتَط۪يعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ ٢٠

Ulâ-ike lem yekûnû mu’cizîne fî-l-ardi vemâ kâne lehum min dûniAllâhi min evliyâ/em yudâ’afu lehumu-l’ażâbuc mâ kânû yestetî’ûne-ssem’a vemâ kânû yubsirûne

Meal

Onlar, yeryüzünde Allah’ın hüküm ve iradesini uygulamasına asla engel olamazlar. Allah’tan başka, kendilerini azaptan kurtarabilecek bir dostları da yoktur. Âhirette ise azapları katlanarak artacaktır. Çünkü onlar ne kendilerine okunan âyetleri işitiyorlardı, ne de o âyetlerin işaret ettiği gerçekleri basîret gözleriyle görebiliyorlardı.

Kur'an Tefsiri

Allah onlara Kur’an âyetlerini işitmeleri için kulaklar verdi; varlığının delillerini görmeleri için de baş ve kalp gözleri verdi. Fakat onlar bu kuvvelerini hakkı dinlemek ve onu görmek yolunda kullanmadılar. Buna göre insan, kulağını ve gözünü nerede ve nasıl kullandığına; onlarla neyin izini sürdüğüne dikkat etmelidir. Çünkü manevî âlemin kapılarının açılmaya başlaması için kulağı ve gözü iyi kullanmanın ehemmiyeti büyük olduğu gibi, o kapıların kapanması ve insanın manen zarar etmesi açısından da gözü ve kulağı kötü kullanmanın rolü büyüktür. İşte âyetlerde bahsedilen bedbahtlar, bu ilâhî nimetleri yerli yerince kullanmamanın cezası olarak imandan mahrum kalmışlar ve azabı hak etmişlerdir. Onların, kaçıp bir yere sığınarak kendilerini Allah’ın azabından kurtarmaları mümkün olmadığı gibi, bu hususta onlara yardım edecek hiçbir dost da bulamayacaklardır. Herhangi bir haksızlığa uğratılmaksızın, sırf küfür ve günahlarının, başkalarını Allah yolundan saptırmalarının âdilâne cezası olarak kat kat azaba uğratılacaklardır. Bunlar, kendilerini zarara uğratan, ebedî saadet ve mutluluklarını kendi elleriyle hebâ eden zavallılardır. Hayal ve vehim mahsülü olarak uydurdukları şeyler yanlarından yok olup gidecek; değişmez gerçekle yüz yüze geleceklerdir. Görüldüğü üzere âhirette en çok zarara uğrayanlar, bu kimseler olacaktır.

Buna karşılık:

Muhtasar Tefsir

İşte bu özelliklere sahip olanlar var ya; yeryüzünde Allah’ın azabı üzerlerine indiği zaman ondan kaçmaya güç yetiremezler. Allah’ın cezasını onlardan savacak Allah’tan başka müttefikleri ve yardımcıları da yoktur. Kendi nefislerini ve başkalarını Allah’ın yolundan çevirmeleri sebebi ile kıyamet günü azapları arttırılır. Çünkü onlar, kabul edecekleri bir işitme ile dünyada hakkı ve hidayeti işitmeye güç yetirememişlerdi. Aynı şekilde haktan şiddet ile yüz çevirmeleri sebebiyle Allah’ın kainattaki ayetlerine, kendilerine fayda verecek bir bakış ile bakmıyorlardı.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma