Hattâ iżâ-stey-ese-rrusulu vezannû ennehum kad kużibû câehum nasrunâ fenucciye men neşâ/us velâ yuraddu be/sunâ ‘ani-lkavmi-lmucrimîne
Meal
O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar. Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti. Fakat, ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye geldi ve kendilerinin yalana çıkarıldığını yani kâfirlere karşı kendilerine yapılacağı sözü verilen ilâhî yardımın yapılmayacağını zannettiler, işte o zaman onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Çünkü uzun vâdede cezamız, günaha dalmış inkârcı suçlulardan hiçbir surette geri çevrilmez.
Kur'an Tefsiri
Hz. Aişe (r.a.) validemiz bu âyet-i kerîmenin tefsirini şöyle yapar:
“Sıkıntılar uzayıp da ilâhî yardım gecikince peygamberler, kavimlerinden kendilerini yalancılıkla itham edenlerin artık iman edeceklerinden ümitlerini kesmişler, inanmış olanların da kendilerini yalanlayacaklarını zannetmişlerdir. İşte o zaman Allah’ın yardımı gelmiştir.” (Buhârî, Tefsir 12/6)
Burada, tebliğ mücadelesi müddetince insan olmaları hasebiyle önceki peygamberlerin de çok sıkıntılar çektikleri, darlandıkları, zorlandıkları, Allah’ın yardımını bekledikleri ve nihâyetinde ilâhî yardımın geldiği, mü’minlerin kurtulup günahkârların helak edildiği dikkatlere sunulmaktadır. Ayrıca, Allah’ın yardımına nâil olmanın hemen gerçekleşmediği; bunun için kul planında lazım gelen tüm gayretlerin son sınırına kadar sarfedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Böylece, müşriklerin inkâr ve eziyetleri karşısında Peygamberimiz ve ona inananlar teselli edilmektedir.
Nitekim bir diğer âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Yoksa ey mü’minler! Sizden önceki mü’minlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden, onların yaşadıkları sıkıntıları çekmeden cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlara öyle ezici fakirlikler, öyle kımıldatmayan sıkıntılar dokundu ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda peygamber ve yanındaki mü’minler: «Allah’ın yardımı ne zaman?» diyecek hale geldiler. Şunu bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. (Bakara 2/214)
Netice itibariyle:
Muhtasar Tefsir
(Kavimlerine) gönderdiğimiz peygamberlerin düşmanlarına mühlet verdik. Onlara istidrâc olması için ( azaplarını arttırmak için kendisine isyan edenlere Allah`ın nimetlerini arttırmasıdır) cezalarını vermekte acele etmiyoruz. Onların helak olması geciktiğinde peygamberler onların helak olmasından ümitlerini kestiler. Kâfirler kendilerine gönderilen resullerin yalancılar için vadettikleri azabın ve Müminlerin kurtulmasının yalan olduğunu zannettiklerinde resullerimize yardımımız geldi. Yalancılar için meydana gelecek helaktan resulleri ve Müminleri kurtardık. Günahkâr topluluğa azabımızı indirdiğimizde bunu onlardan kimse geri çeviremez.