Kâle mâ ḣatbukunne iż râvedtunne yûsufe ‘an nefsihic kulne hâşe liAllâhi mâ ‘alimnâ ‘aleyhi min sû-/inc kâleti-mraetu-l’azîzi-l-âne hashasa-lhakku enâ râvedtuhu ‘an nefsihi ve-innehu lemine-ssâdikîne
Meal
Kral, kadınları toplayıp: “Ne idi Yûsuf’la aranızda geçen? O’nun nefsinden murat almak istediğinizde Yûsuf size nasıl davranmıştı?” diye sordu. Onlar da: “Hâşâ! Allah için söylemek gerekirse, ondan herhangi bir kötülük görmüş değiliz” dediler. Bunun üzerine Aziz’in hanımı: “Artık gerçek açık seçik ortaya çıktı: Ben onun nefsinden murat almak istemiştim; o ise şeksiz şüphesiz sadık ve dürüst insanlardandır” itirafında bulundu.
Kur'an Tefsiri
Kadınlar, “Hâşâ! Allah için söylemek gerekirse, ondan herhangi bir kötülük görmüş değiliz” (Yûsuf 12/51) diyerek Hz. Yûsuf’un iffetli, namuslu ve tertemiz olduğuna şâhitlik yapınca, Aziz’in hanımı artık gerçeği gizlemenin mümkün olmadığını anladı. Suçunu itiraf etti; günahın tamamen kendinden kaynaklandığını ve Hz. Yûsuf’un son derece doğru ve dürüst bir insan olduğunu söyledi. Gerçekten de bundan daha yüce bir nezâhet mertebesi düşünülemez. Çünkü hasımlar bile bu nezahetin varlığına şâhitlik etmekten başka çare bulamamışlardır. O halde gerçek üstünlük ve fazilet, varlığını hasımların bile kabul ettiği üstünlük ve fazilettir.
Hz. Yûsuf’un, kralın zindandan çıkarma teklifini hemen kabul etmeyip teeniyle hareket etmesinin hikmetine gelince:
Muhtasar Tefsir
Hükümdar, kadınlara hitaben şöyle dedi: "Sizinle birlikte o çirkin fiili yapması için hile ile Yusuf`u arzuladığınız zaman sizin durumunuz neydi?" Kadınlar cevap olarak hükümdara: "Haşa! Allah için Yusuf itham edilemez, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz." Bunun üzerine hükümdarın karısı, kendi yaptığı şeyi ikrar ederek şöyle dedi: İşte hak şimdi ortaya çıktı. Ben, onu yoldan çıkarmak istedim. O ise beni yoldan çıkarmaya yeltenmedi. Şüphesiz O (Yusuf), benim kendisine iftira attığım şeyden beri olduğuna dair iddiasında doğru söyleyenlerdendir.