Velemmâ deḣalû min hayśu emerahum ebûhum mâ kâne yuġnî ‘anhum minaAllâhi min şey-in illâ hâceten fî nefsi ya’kûbe kadâhâc ve-innehu leżû ‘ilmin limâ ‘allemnâhu velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya’lemûne
Meal
Onlar babalarının emrettiği şekilde Mısır’a girdiler. Fakat bu tedbir, Allah’ın onlar için yazdığı hiçbir şeyi kendilerinden uzaklaştıramadı. Ancak Yâkub, evlatlarını korumak maksadıyla içindeki bir dileği yerine getirmiş oldu. Şüphesiz o, kendisine öğrettiğimiz husûsî bir ilim sahibiydi; fakat insanların çoğu bunu bilmez.
Kur'an Tefsiri
Hz. Yâkub’un, oğullarına Mısır’a bir kapı yerine birkaç kapıdan girmelerini tavsiye etmesinin sebep ve hikmetleri hususunda şu izahlar yapılabilir:
› O, evlatlarını kem gözlerin kin ve kıskançlık dolu bakışlarından korumak için böyle yapmıştır.
› Bunun güvenlik açısından bir tavsiye ve tedbir olma ihtimali kuvvetlidir. Çünkü Yâkub (a.s.), şehre toplu halde girecek olan çocuklarının başına bir suikastın gelebileceğinden endişe duyuyordu. Böyle bir ihtimal karşısında hepsinin birlikte zarar görmemesi gerekirdi. Nitekim askerî tatbikatlarda da, muhtemel bir pusu ile düşmana ansızın yakalanmamak için erlerin tek sıra düzeninde hareket etmeleri tavsiye edilir.
› Hepsinin aynı kapıdan birlikte girmeleri şehir halkı üzerinde bir şüphe uyandırabilirdi. Hele oraya girişleri, ülkenin emniyet ve asayişi itibariyle kritik bir zamana denk geldiyse şüphe uyandırma ihtimali daha da kuvvetlenmiş olurdu.
Hz. Yâkub, çocuklarına böyle bir tavsiyede bulunmasına rağmen, bir peygamber olarak, işi Allah’a havale etmeyi ihmal etmedi. Hükmün sadece Allah’a ait olduğunu, O ne murat ederse ancak onun vuku bulacağını ve onu engellemenin mümkün olmadığını; dolayısıyla imkânlar dâhilinde tedbir aldıktan sonra, takdiri Allah’a bırakıp O’na dayanmak gerektiğini bildirdi.
Nitekim çocukların, babalarının tavsiyesini tutarak farklı kapıdan girmeleri, Allah’ın onlar hakkında takdir buyurduğu şeylerin olmasını engelleyemedi. Devam eden âyet-i kerîmelerde haber verildiği üzere olanlar oldu:
Muhtasar Tefsir
Yusuf`un öz kardeşi onlarla birlikte yola koyuldu. Babalarının emrettiği gibi ayrı ayrı kapılardan girdiklerinde, onların ayrı ayrı kapılardan girmiş olmaları Allah`ın takdir etmiş olduğu bir şeyi onlardan def edecek değildi. Bu Yakup`un evlatlarına karşı hissettiği şefkat duygusuydu, onu açığa vurdu ve evlatlarına bununla nasihat etti. Yakup, Allah`ın kaderinden başka bir kader olmadığını iyi biliyordu. O kendisine öğrettiğimiz kadere imanı ve sebepleri yerine getirmenin gerekliliğini biliyordu. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.