Ves-eli-lkaryete-lletî kunnâ fîhâ vel’îra-lletî akbelnâ fîhâs ve-innâ lesâdikûne
Meal
“«Bize inanmıyorsan, aralarında bulunduğumuz o şehrin halkına veya birlikte geldiğimiz kervandakilere sor! Emin ol, biz kesinlikle doğru söylüyoruz.»”
Kur'an Tefsiri
Yâkub (a.s.)’ın oğulları, Bünyamin’in alıkonması üzerine büyük bir çıkmazın içine düştüler. Ne yapacaklarını kendi aralarında gizlice müzakereye başladılar. Çünkü onlar Bünyamin’i babasından ancak Allah adına yemin edip kuvvetli bir söz verdikten sonra alabilmişlerdi. Üstelik daha önce de Yûsuf hakkında babalarının güvenini sarsacak bir davranışta bulunmuşlardı. Şimdi eğer Bünyamin’i babalarına geri götüremez iseler son derece utanacaklar, mahcup olacaklardı. Çünkü bu durum zahiren, onların Yûsuf’a hâinlik ettikleri gibi, buna da hainlik ettikleri anlamına gelecekti. Bu sebeple aralarında durumu istişare ettiler ve büyükleri onlara bir yol göstermeye çalıştı. Kendisinin bu utancı kaldıracak ve babasının yüzüne bakacak hali olmadığını ifade etti. Halini Allah’a arzederek ve O’na yalvararak bir çıkış yolu beklemeye koyuldu. Kardeşlerini de, ne söyleyeceklerini öğreterek babalarının yanına gönderdi.
“Büyükleri”nden maksat, yaşça büyükleri olabileceği gibi, akılca büyükleri de olabilir. Bu kişinin, daha önce de Yûsuf’u öldürülmekten kurtaran Yahûda olduğu söylenir.
Kardeşler gelip, ağabeylerinin dediklerini babalarına aynen naklettiler, fakat bakalım Hz. Yâkub bunlara nasıl mukabelede bulundu:
Muhtasar Tefsir
-Ey Babamız!- Doğru söylediğimizden emin olman için içinde olduğumuz Mısır halkına ve beraber geldiğimiz kafileye sor, bizim sana haber verdiğimiz şeyi haber vereceklerdir. Gerçekten biz, (Bünyamin`in) hırsızlık yaptığını söylediğimiz hususta doğru söyleyenleriz.