Kul men rabbu-ssemâvâti vel-ardi kuliAllâhuc kul efetteḣażtum min dûnihi evliyâe lâ yemlikûne li-enfusihim nef’an velâ darrâanc kul hel yestevî-l-a’mâ velbasîru em hel testevî-zzulumâtu ve-nnûruk em ce’alû liAllâhi şurakâe ḣalekû keḣalkihi feteşâbehe-lḣalku ‘aleyhimc kuliAllâhu ḣâliku kulli şey-in vehuve-lvâhidu-lkahhâru
Meal
Rasûlüm! “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” diye sor ve onlar cevap vermezlerse sen: “Allah’tır” diye cevap ver. Onlara: “Allah’ı bırakıp da kendilerine bile fayda ve zarar veremeyecek olanları dost mu edindiniz?” diye sor. Yine onlara: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık hiç eşit olur mu?” diye sor. Yoksa onlar Allah’ın yarattığı gibi yaratan O’na ortak bazı tanrılar buldular da, bu tanrıların yarattığı varlıkların, Allah’ın yarattığına benzemesi kafalarını mı karıştırdı? Sen şöyle de: “Allah, her şeyi yaratandır. O tektir, her şeyi kudretine boyun eğdirendir.”
Kur'an Tefsiri
“Kör”; haktan gâfil, Allah’ı tanımayan, O’na kulluğun gereğini bilmeyen ve yerine getirmeyen, kalp gözü kör kimsedir. “Gören”; hakkı bilen, hakikati kabul eden, Allah’a kulluğun gereklerini bilip yerine getiren basîret sahibi mü’mindir. Yahut “kör”, Allah’a ortak koşulan putlar; “gören” ise, bu sıfata kemâliyle sahip olan Allah Teâlâ’dır. “Karanlıklar”dan maksat, üst üste kat kat yığılmış olan küfür, şirk, cehâlet, sapıklık ve isyan karanlıklarıdır. “Aydınlık” ise iman, ilim, hidâyet ve tevhid aydınlığıdır. Azıcık aklı bulunan hiç kimse, varlıkla-yokluk, ölümle-hayat gibi bu kadar birbirine zıt iki şeyin eşit olduğunu kabul edemez. Âyetin devamında Allah’a ortak koşanların, ne kadar gülünç bir durumda olduklarını beyân eden bir soru sorulmaktadır: “Allah’a ortak koşulan putlar, acaba Allah’ın yarattığı gibi bir şeyler mi yarattılar? Böylece onların yarattıkları ile Allah’ın yarattıkları ayırt edilemeyecek derecede birbirine benzedi de, bu yüzden şüpheye mi düştüler? Mesela Allah bir insan yarattı, onlar da başka bir insan yarattı. Dolayısıyla hangisinin yarattığı daha üstün diye kafaları mı karıştı? Ya da Allah bir güneş yarattı, onlar başka bir güneş yarattı. İki güneş birbirine tıpatıp benzediği için ne yapacaklarını, nasıl karar vereceklerini mi şaşırdılar? Bu örneği Allah’ın yarattığı büyük ya da küçük bütün varlıklara uygulamak mümkündür. Böyle bir şeyin imkânı var mıdır? Halbuki, koşulan ortakların bizzat kendileri de dâhil olmak üzere her şeyi yaratan, tek olan ve her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’tır.”
Aralarındaki fark güneş gibi aydınlık ve Kaf dağı kadar büyük olmasına rağmen hakla bâtılın ne olduğunu daha iyi anlamak istersen şu misaller üzerinde biraz düşün:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Allah ile birlikte başkalarına ibadet eden kâfirlere de ki: Gökleri ve yeri yaratan, ikisinin işlerini çekip çeviren kimdir? -Ey Resul!- de ki: O ikisini yaratan ve işlerini idare eden Allah`tır. Zaten sizler bunu ikrar ediyorsunuz. -Ey Resul!- Onlara de ki: Kendilerine fayda sağlayamayan, kendilerinden zararı def edemeyen Allah`tan başka aciz dostlar mı edindiniz? Bununla beraber onlar başkalarına yardım mı edecekler? -Ey Resul!- Onlara de ki: Basiretsiz olan kâfir ile hidayet üzere basiret sahibi Mümin bir olur mu? Ya da karanlıklar içeren küfür ile nur olan iman bir olur mu? Yoksa onlar Allah`ın yarattığı gibi yaratan ortaklar bulup da onları Allah -Subhânehu ve Teâlâ-`ya ortak mı koşuyorlar? Onların nazarında Allah`ın yaratması ile ortak koştuklarının yaratması mı karışmış? -Ey Resul!- Onlara de ki: Allah tek başına bütün her şeyi yaratandır. Onun yaratmada bir ortağı yoktur. Uluhiyette tektir. Öyle ki ibadet edilmeyi hak eden tek ilahtır. O her şeye galip gelendir.