Velekadi-stuhzi-e birusulin min kablike feemleytu lilleżîne keferû śümme eḣażtuhums fekeyfe kâne ‘ikâbi
Meal
Gerçek şu ki, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Fakat ben, belki yanlışlarından dönerler diye inkâr edenlere mühlet verdim; dönmeyince de onları azabımla kıskıvrak yakaladım. Böylece, cezalandırmamın nasıl olduğunu gördüler.
Kur'an Tefsiri
Müşrikler, Peygamberimiz (s.a.s.)’den mûcize istiyor, her vesileyle onunla alay ediyorlardı. Şüphesiz ki böyle durumlar, Efendimiz (s.a.s.)’i üzüyordu. Yüce Allah, önceki peygamberlerin de alaya alındığını, onlarla alay edenlerin ise neticede helak edildiklerini haber vermek suretiyle Habibi’ni teselli, ona eziyet edenleri de tehdit etmektedir.
Bu âyet-i kerîme, peygamber ve velilerle alay etmenin, şakî ve bedbaht olmanın alâmetlerinden biri olduğuna işaret eder. Nitekim hadîs-i kudsîde: “Benim bir dostuma düşmanlık eden, bana savaş açmış demektir” (Buhârî, Rikak 38) buyrulur.
Allah’ın dostunu ve düşmanını bilmek için öncelikle Allah’ın nasıl bir zat olduğunu tanımanın gerekliliğini ifade etmek üzere şöyle buyruluyor:
Muhtasar Tefsir
Kavminin yalanladığı ve alaya aldığı ilk resul sen değilsin. -Ey Resul!- Senden önce nice kavimler resulleri ile alay edip onları yalanladılar. Resullerini inkâr edenlere mühlet verdim. Benim onları helak etmeyeceğimi zannettiler. Bu müddet tamamlandıktan sonra çeşitli azaplarla onları yakalayıverdim. Onları cezalandırmamı nasıl buldun? O çok şiddetli bir cezalandırma oldu.