Veyekûlu-lleżîne keferû levlâ unzile ‘aleyhi âyetun min rabbihik innemâ ente munżiruns velikulli kavmin hâdin
Meal
Kâfirler: “Ona Rabbinden bir mûcize indirilmeli değil mi” diyorlar. Rasûlüm! Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavmin de bir yol göstereni vardır.
Kur'an Tefsiri
Kâfirler, Resûlullah (s.a.s.)’in tebliğ ettiği o yüce hakikatleri aklî delillerle bir türlü anlayamıyorlardı. Onun yüksek karakterinden, eşsiz ahlâk-ı hamîdesinden ve cahiliye toplumu içerisinde kısa zamanda gerçekleştirdiği muazzam inkılaptan bir ders çıkaramıyorlardı. Yine Kur’an’da, câhiliye hurafelerinin ve bir türlü vazgeçemedikleri şirk dininin ne nispette bâtıl olduğunu göstermek üzere ortaya konan aklî delilleri de anlamak istemiyorlardı. Kendilerine düşeni yapmaktan imtina ediyor, iki de bir Efendimiz’den muşahhas mûcizeler göstermesini istiyorlardı. Halbuki Peygamberimizin asıl vazifesi, her istendiği zaman mûcize göstermek değil, insanları Allah’ın azabına karşı uyarmak; onları her türlü haksızlık, sapıklık ve eğrilikten sakındırmaktır. Aynı şekilde Allah Teâlâ her kavme, onları doğru yola davet edecek bir rehber göndermiştir. (bk. Fâtır 35/24)
Mûcize isteyenler ise şu ilâhî gerçeklere bakabilirler:
Muhtasar Tefsir
Allah`ı inkâr edenler - sürekli olarak yüz çeviren ve inatçı olanlar-: "Musa ve İsa`ya indirildiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem`e de Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" diyorlar. Ancak sen -Ey Resul- Allah`ın azabından insanları korkutmakla görevlisin. Allah`ın sana verdiği mucizelerden başka mucize gösteremezsin. Her topluluk için onlara hak yolu gösteren ve ona çağıran bir peygamber vardır.