Vemâ erselnâ min rasûlin illâ bilisâni kavmihi liyubeyyine lehums feyudilluAllâhu men yeşâu veyehdî men yeşâuc vehuve-l’azîzu-lhakîmu
Meal
Biz her bir peygamberi, dinî emir ve yasakları onlara en güzel şekilde anlatmaları için kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğinin doğru yoldan sapmasına fırsat verir, dilediğini de doğru yola erdirir. O, karşı konulamaz kudret sahibi, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
Kur'an Tefsiri
Tebliğin açık ve anlaşılır bir dille yapılabilmesi, diğer taraftan insanların daveti anlayamama gibi bir bahanelerinin olmaması için her peygambere vahiy, gönderildiği kavmin diliyle indirilmiştir. Sırf mûcize olsun diye herhangi bir peygamberin yabancı bir dille kavmine gönderildiği vâki değildir. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın murâdı, genel mânada hârikulâde ve alışık olunmayan şeyler gösterip insanların meraklarını gidermek değil, daha çok davetin anlaşılmasını ve bu vesileyle insanların doğru yola ulaşmasını kolaylaştırmaktır. Bu hikmete binâendir ki O, her topluma, o toplumun dilini bilen bir peygamber aracılığıyla davetini ulaştırmıştır. Buna rağmen yine de herkes, davetin muhtevasını anladıkları halde, hidâyete erememiştir. Bu noktada, Azîz ve Hakîm olan Allah’ın küllî iradesine hem de kulların cüz’î irade ve yaptıklarına bağlı olan büyük bir kader sırrı gizlidir.
İşte size o peygamberlerden ibretli bir misal:
Muhtasar Tefsir
Biz her peygamberi ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki; Allah katından getirdiklerinin anlaşılması onlar için kolay olsun. Peygamberleri insanları Allah`a iman etmeye zorlamak için göndermedik. Allah dilediğini adaleti ile saptırır, dilediğini de lütfu ile hidayete muvaffak kılar. O Aziz`dir/hiç kimsenin mücadele edemeyeceği mutlak galiptir. Yaratmasında ve yönetmesinde hikmet sahibidir.