Kâle fe-ini-tteba’tenî felâ tes-elnî ‘an şey-in hattâ uhdiśe leke minhu żikrân
Meal
Hızır ise: “Eğer benimle geleceksen, o halde yapacağım şeyler hakkında, ben sana gerekli açıklamada bulununcaya kadar, bana hiçbir şey sormayacaksın!” dedi.
Kur'an Tefsiri
Mûsâ (a.s.) zâhiren akılla anlaşılması mümkün olmayan, kendisine acâib ve garâib görülen bazı hakîkatlerin hikmetini Hızır’dan öğrenecekti. Fakat Hızır (a.s.), Hz Mûsâ’nın ilmî seviyesi ve psikolojik durumu hakkında ilk keşfi yapmış, hiç tereddüt göstermeden, onun bu hâliyle kendisiyle beraberliğe sabra güç yetiremeyeceğini bildirmişti. Her ne kadar Mûsâ (a.s.), “inşallah sabrederim” dese de, Hz. Hızır’ın yaptığı bu tespit sonunda gerçekleşecekti. Bu beraberlikten Hz. Mûsâ’nın alacağı hisse kendi konumunu, haddini, durumunu bilmek ve bir sabır dersi almaktı. Yâni Hz. Hızır Mûsâ (a.s.)’a hâl diliyile: “Benimle beraberliğe sabretmek, senin elinden gelmez. Sen bu hususta mâzursun. Çünkü bu ilmin kemâli, henüz sana verilmemiştir” demekteydi. Yine de kendisine tâbi olduğu takdirde şu şarta dikkat etmesini: “Yapacağı işler hakkında, bizzat kendisi ona bir açıklama yapmadığı sürece bir şey sormamasını, sukût etmesini” istedi.
Sonra sırlarla dolu esrârengiz yolculuk başladı:
Muhtasar Tefsir
Hızır Musa`ya şöyle dedi: Eğer bana tabi olacaksan, benim yaptığıma şahit olduğunda ilk önce ben o işi yapma sebebini açıklayana kadar bana o şey hakkında bir şey sorma.