Hattâ iżâ beleġa maġribe-şşemsi vecedehâ taġrubu fî ‘aynin hami-etin vevecede ‘indehâ kavmâenk kulnâ yâżâ-lkarneyni immâ en tu’ażżibe ve-immâ en tetteḣiże fîhim husnân
Meal
Nihâyet güneşin battığı yere, batı sahillerine varınca onu kızgın, kara, balçıklı bir gözede batıyor buldu. Orada azgın bir topluluğa rastladı. Ona: “Ey Zülkarneyn! İstersen bunları cezalandırırsın veya onlara güzel davranıp affedersin, bu hususta muhayyersin” dedik.
Kur'an Tefsiri
Zülkarneyn (a.s.), memleketinin sınırlarını genişletip devletini güçlendirdi. Allah’ın buyruklarını dünyaya tebliğ etmeye başladı. Mü’minlerden meydana gelen ordusuyla ilk önce batıya doğru ilerledi. Uğradığı her yerde kâfirleri tevhîd inancına davet etti. Batının son noktasına kadar ilerledi. Artık karalar bitmiş, engin denizlerin kıyılarına ulaşmıştı. Güneş, sanki kara bir balçık gözesine batıyor gibiydi. Orada kâfir bir kavme rastladı. Onların bir kısmı iman etti. İmân etmeyenlerle savaşarak hepsini mağlûb etti. Sonunda onlar da tevbe edip topluca tevhîd inancını kabul ettiler. Kendisine uyanlar kurtuluşa erdiler, iman etmeyenler de cezalarını gördüler.
Zülkarneyn’in ikinci büyük seferi doğuya oldu
Muhtasar Tefsir
Yeryüzünde ilerlemeye devam etti. Güneşin battığı yere ulaştığında güneşi sanki kara çamurlu sıcak bir pınarda batıyor gördü. Güneşin battığı yerde kâfir bir toplulukla karşılaştı. Ona seçenek sunarak şöyle dedik: "Ey Zülkarneyn! Öldürerek ya da başka bir şekilde onlara azap edersin ya da onlara ihsanda bulunursun."