Vea’tezilukum vemâ ted’ûne min dûniAllâhi veed’û rabbî ‘asâ ellâ ekûne bidu’â-i rabbî şekiyyân
Meal
“İşte ben sizden de, Allah’ı bırakıp taptığınız putlardan da uzaklaşıyor, yalnızca Rabbime el açıp yalvarıyorum. Umuyorum ki, Rabbime dua etmekle ümitlerim boşa çıkmayacak, mahrum ve perişan olmayacağım.”
Kur'an Tefsiri
Çok merhametli ve içli bir peygamber olan İbrâhim (a.s.), babasının bu inadına “Sana selâm olsun” diye karşılık vererek tam mânasıyla, “Rahman’ın has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler; kendini bilmez kimseler onlara laf attığında incitmeksizin «Selâmetle!» derler, geçerler” (Furkân 25/63) âyetine uygun tarzda örnek bir davranış sergiler. Onun için istiğfara devam edeceğini söyler. Bu konuda, kendine çok lütûfkâr olan Rabbine güvendiğini belirtir.[1] Sonra da putperestlerden ve putlardan uzaklaşarak Rabbine dua edeceğini, O’nun duasına icâbet edip kendisini yalnız ve yardımcısız bırakmayacağını söyler.
Netice itibariyle:
[1] İbrâhim (a.s.), babasının küfür üzere öleceği kendine bildirilinceye kadar istiğfara devam etmiştir. Bu ikaz geldikten sonra bunu bırakmıştır. (bk. Tevbe 9/114)
Muhtasar Tefsir
Sizi ve Allah`tan başka ilah edinip ibadet ettiğiniz ilahlarınızı terk ediyorum. Hiçbir şeyi ortak koşmadığım Rabbime dua ediyorum. Dua ettiğimde beni men etmeyeceğini ve bu duam ile bedbahtlardan olmayacağımı ümit ediyorum.