İnne-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte lehum ecruhum ‘inde rabbihim velâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûne
Meal
İman edip sâlih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılıp zekâtı verenler yok mu, işte onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir.
Kur'an Tefsiri
Namaz ve zekât, sâlih amellerin başında yer alır. Ancak ehemmiyetine binâen “sâlih ameller”den sonra ayrıca bir kez daha zikredilmişlerdir. Hayatını her türlü sâlih amel, namaz ve zekâtla geçiren samimi mü’minler faiz ve benzeri gibi Allah’ın haram kıldığı şeylere asla yanaşmazlar. Akıllarından bile geçirmezler. Ebû Hanîfe Hazretlerinin hali buna ne güzel bir misâldir:
Ebû Hanîfe’nin birisinde bin siyah dirhem alacağı vardı. Adam bin beyaz dirhem vermek istedi. Ebû Hanîfe bunu kabul etmedi. Bunun faiz olabileceğinden korktuğunu söyleyip kendisine siyah dirhem verilmesini arzu buyurdu.
Yine nakledildiğine göre Ebû Hanîfe bir adamın kapısında beklerken görüldü. Kapıyı çalıyor sonra güneşin altına çekiliyordu. Sebebini soranlara şöyle dedi: “Benim bu adamda alacağım var. Borçlunun herhangi bir şeyinden istifade etmek ise caiz değildir. Bu sebeple onun duvarının gölgesinde gölgelenmekten kaçınıyorum.”
İslâm terbiyesiyle yetişmiş böylesine olgun müslümanlardan oluşan bir topluluk için dünyada korku ve üzüntü sebeplerinin asgariye ineceğinde şüphe yoktur. Çünkü böyle bir toplumda zengin fakire merhamet eder, onu korur, derdiyle dertlenir; fakir de zengine şükran duyar, onu ve servetini canı ve malı gibi korumaya çalışır. Güçlü bir toplumsal düzen, birlik ve beraberlik tesis edilerek huzurlu bir hayat imkânı sağlanmış olur. İşte faiz, böyle huzurlu bir toplum hayatını baltaladığı için gelen âyetlerde olduğu gibi fevkalade keskin ifadelerle yasaklanmaktadır.
Muhtasar Tefsir
Şüphesiz Allah`a iman edip resulüne tabi olanlar, salih amel işleyenler, namazı Allah`ın emrettiği gibi tam bir şekilde kılanlar ve zekâtı hak eden kimselere verenler için Rableri katında mükâfatları vardır. Karşılaşacakları şeylere dair onlar için bir korku yoktur ve onlar gelip geçen dünya ve onun nimetleri hususunda da mahzun olmayacaklardır.