Ve-iż kulne-dḣulû hâżihi-lkaryete fekulû minhâ hayśu şi/tum raġaden vedḣulu-lbâbe succeden vekûlû hittatun naġfir lekum ḣatâyâkumc vesenezîdu-lmuhsinîne
Meal
Bir zamanlar size: “Şu şehre girin de oradaki nimetlerden istediğiniz gibi bol bol yeyin; şehrin kapısından eğilerek girin ve «Hıtta: bizi affet!» deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Biz, iyilik yapanların mükâfatını fazlasıyla vereceğiz” demiştik.
Kur'an Tefsiri
Bu konuya A‘râf sûresi 161-162. âyetlerde küçük farklarla tekrar yer verilecektir. Şehirden maksat Beytü’l-Makdis veya oraya yakın bir yer olan Erîhâ’dır. İsrâiloğulları Tîh sahrasında kırk sene kaldıktan sonra buraya girmekle emrolunmuşlardır. Zira tarihi bilgilere göre onlar Hz. Mûsâ hayatta iken Beytü’l-Makdis’e girememişlerdir. “Kapı”, ya o şehrin kapısı veya kendisine doğru namaz kıldıkları kubbenin kapısıdır. Bu kapıdan secde ederek, yani “boyun bükerek, tevâzu ile başlarını eğerek” girmeleri ve girerken de “Hıtta!” yani “Ya Rabbi! Bizi affet, günahlarımızı bağışla!” demeleri istenmiştir.
Bu emir karşısında onlar iki gruba ayrılmışlardır. Muhsinler ve zâlimler. Muhsin, yaptığı işi en doğru ve en güzel şekilde yapmaya çalışan, Allah’ın emir ve yasaklarına göre davranan ve yine tüm tutum ve davranışlarını Allah’ı görüyormuşçasına ifâ eden kimsedir. Burada muhsinler, Allah’ın emrettiği şekilde davrandıklarından âyet, onların mükâfatlarının fazlasıyla verileceğini müjdelemektedir. Zâlimler ise, ilâhî emirleri istenildiği şekilde yapmayan, doğruyu eğri, eğriyi doğru yerine koyan ve hep haksız bir tutum içinde olanlardır. Ayetin ifadesiyle bunlar, kendilerine söylemeleri emredilen sözü değiştirmişler, rivayete göre bağışlanma mânası ihtivâ eden “hıtta” yerine, alay etmek üzere “arpa dânesi” mânasında “hınta” demişlerdir. Kapıdan girerken de emre uygun şekilde başlarını eğerek değil, bir kudret tecellisi olarak kapı aşağıya doğru daraltıldığından yine emre muhalefet olsun diye butları üzerinde sürünerek girmişlerdir. (bk. Buhârî, Enbiyâ’ 28; Müslim, Tefsir 1) Allah Teâlâ, bile bile zulüm ve haksızlık yapan bu kimselerin üzerine, itaattan uzaklaşıp günaha dalmaları sebebiyle gökten korkunç, çirkin ve fecî bir azap indirmiştir. Rivayete göre vebâ salgınına uğramışlar ve on binlerce kişi helak olmuştur. (bk. Taberî, Câmi‘u’l-beyân, I, 436)
Taştan on iki gözenin fışkırmasına gelince:
Muhtasar Tefsir
Size, Beytul Makdis`e girin, dilediğiniz yerde istediğiniz güzel şeylerden bol bol afiyetle yiyin. Oraya girerken Allah`a secde ederek/boynu bükük, zelil olun, Allah`tan: "Rabbimiz günahlarımızı bağışla" diyerek isteyin size icabet edelim. Amellerinde güzel davrananların mükâfatını güzelliklerinden dolayı arttıracağız dediğimiz zaman Allah`ın size bahşetmiş olduğu nimetlerini hatırlayın.