Velevlâ kelimetun sebekat min rabbike lekâne lizâmen veecelun musemmân
Meal
Eğer Rabbin tarafından, cezalarının erteleneceğine dair daha önce verilmiş bir karar ve bu kararın gerçekleşmesi için belirlenmiş bir süre olmasaydı, elbette hak ettikleri azap onları çoktan yakalamış olurdu!
Kur'an Tefsiri
Kur’ân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlerin helak kıssalarını tekrar tekrar anlatır. Mekkeli müşrikler, ticâret için gittikleri yerlerde, daha önce helâk edilen Âd, Semûd gibi bu kavimlerin kalıntılarını görüyorlar, onların hazin âkıbetlerinden haberdar oluyorlardı. Üzerinde saltanatların kurulduğu ve nice dünya zevk ü safâsının sürüldüğü bu yurtların ıpıssız ve bomboş olduğuna gözleriyle şâhit oluyorlardı. Bunların hâlinden ibret alıp, aynı durumun kendi başlarına da geleceğini düşünmeleri ve akıllanmaları gerekmez mi? Fakat bunun için akl-i selîm sahibi olmak lazımdır. Çünkü bunlarda ancak akıl sahiplerine hitap eden ibretler ve deliller bulunmaktadır. Aslında Allah, inkâr ve günahta ileri giden toplumları hemen helak etmeye muktedirdir. İstese azap hemen onların yakasına yapışıverir. Fakat O, her ümmete belli bir ecel tayin etmiştir. O vakit gelmeden azabını göndermemektedir. Yalnız Allah’ın böyle mühlet vermesine aldanıp, nasıl olsa bir şey olmayacak dememeli, aslında bu mühleti tevbe, istiğfar ve Allah’a kulluk için bir fırsat bilmelidir. Bunun da başında namaz gelir:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Hiçbir kimseye hüccet ikame edilmeden azap edilmeyeceğine dair Rabbin tarafından söylenmiş bir söz ve O`nun katında takdir edilen bir ecel olmasaydı onlar azabı hak ettiklerinden dolayı bir an önce azapla cezalandırılırlardı.