Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ طه

Tâhâ Sûresi

Tefsiri
20. sûreMekkî135 âyetSayfa 311
Sûreyi oku Tefsire başla
  1. 1 Tâ. Hâ.
  2. 2 Biz bu Kur’an’ı sana güçlük çekip bedbaht olasın diye indirmedik.
  3. 3 Onu ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.
  4. 4 O Kur’an, yeri ve yüce gökleri Yaratan tarafından parça parça indirilmiştir.
  5. 5 Rahmân arşa istivâ etmiştir.
  6. 6 Bütün göklerdekiler, yerdekiler, göklerle yer arasında bulunanlar ve nemli toprağın altında olanlar yalnızca O’na aittir.
  7. 7 Sen sözü açıktan söylemiş olsan da gizli söylemiş olsan da Allah için birdir; çünkü O gizliyi…
  8. 8 Allah ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O’na aittir.
  9. 9 Rasûlüm! Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
  10. 10 Hani o, gece çölde yol alırken uzaktan bir ateş görmüştü de âilesine: “Siz burada bekleyin. Gözüme…
  11. 11 Ateşin yanına varınca kendisine: “Ey Mûsâ!” diye nidâ edildi:
  12. 12 “Şüphesiz ben senin Rabbinim. Haydi ayakkabılarını çıkar; çünkü sen mukaddes Tuvâ Vâdisi’nde bulunuyorsun!”
  13. 13 “Ben seni peygamber seçtim. Şimdi sana vahyolunacakları dinle:”
  14. 14 “Şüphesiz ben Allahım. Benden başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız bana kulluk et, beni anmak için de…
  15. 15 “Kıyâmet mutlaka kopacaktır. Ancak herkese dünyada yapıp ettiklerinin karşılığı en âdil biçimde verilmesi için onun vaktini…
  16. 16 “O halde kıyâmete inanmayan ve nefsânî arzularının peşinden gidenler, ona inanmaktan ve onunla ilgili gerçekleri anlatmaktan…
  17. 17 Allah: “Şu sağ elindeki de ne ey Mûsâ?” diye sordu.
  18. 18 Mûsâ: “O benim asamdır; yürürken ona yaslanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; ayrıca onunla daha pek çok…
  19. 19 Allah: “Onu yere at ey Mûsâ!” diye emretti.
  20. 20 Mûsâ da hemen onu yere attı. Bir de ne görsün: asa hızla kıvrılıp giden kocaman bir…
  21. 21 Allah şöyle buyurdu: “Tut onu! Korkma! Biz onu tekrar eski hâline çevireceğiz.”
  22. 22 “Şimdi de elini koynuna sok; bir başka mûcize olarak o, kusursuz ve lekesiz bir biçimde bembeyaz…
  23. 23 “Tâ ki, böylece sana büyük âyetlerimizden bir kısmını göstermiş olalım.”
  24. 24 Allah: “Şimdi artık Firavun’a git. Çünkü o gerçekten çok azgınlaştı” buyurdu.
  25. 25 Mûsâ şöyle yalvardı: “Rabbim! Göğsüme genişlik ver.”
  26. 26 “İşimi kolaylaştır.”
  27. 27 “Dilimin düğümünü çöz.”
  28. 28 “Ta ki, sözümü iyi anlasınlar.”
  29. 29 “Ailemden birini bana yardımcı kıl.”
  30. 30 “Kardeşim Hârûn’u.”
  31. 31 “Onunla beni kuvvetlendir.”
  32. 32 “Onu bu mühim işime ortak kıl.”
  33. 33 “Tâ ki seni bol bol tesbih edelim.”
  34. 34 “Seni çok çok zikredelim.”
  35. 35 “Sen, zâten bizi her halimizle çok iyi görmekte ve bilmektesin.”
  36. 36 Allah şöyle buyurdu: “İstediklerin sana verildi, ey Mûsâ!”
  37. 37 “Nitekim biz sana daha önce de lutufta bulunmuştuk.”
  38. 38 “O vakit biz annene ilham edilmesi gerekenleri ilham edip kalbini şöyle yönlendirmiştik:”
  39. 39 “Oğlun Mûsâ’yı sandığa koyup nehre bırak! Nehir onu kıyıya atsın da, hem benim hem de onun…
  40. 40 “Hani, kız kardeşin seni takip ederek gitmiş ve saray halkına: «Ona iyi bakacak birini size buluvereyim…
  41. 41 Allah devamla şöyle buyurdu: “Seni kendime peygamber seçip lutuflarımla yetiştirdim.”
  42. 42 “Şimdi, sen ve kardeşin size verdiğim mûcizelerimle gidin; beni anmakta ve imana dâvet vazîfenizde sakın gevşeklik…
  43. 43 “Firavun’a gidin; çünkü o, gerçekten çok azgınlaştı.”
  44. 44 “Ona yumuşak ve gönül alıcı sözler söyleyin. Belki o, böylece aklını başına alır veya hiç değilse…
  45. 45 Mûsâ ve Hârûn: “Rabbimiz! Doğrusu onun bize fırsat vermeden saldırmasından veya büsbütün azgınlaşmasından endişe ediyoruz” dediler.
  46. 46 Allah buyurdu ki: “Korkmayın! Çünkü ben sizinle beraberim; her şeyi işitiyor ve görüyorum!”
  47. 47 “Haydi, ona gidin ve şöyle deyin: «Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrâiloğulları’nı artık bizimle gönder de onlara…
  48. 48 “«Şüphesiz bize, azabın, peygamberleri yalanlayıp doğru yoldan yüz çevirenlerin tepesine ineceği vahyolundu.»”
  49. 49 Firavun: “Söyleyin bakalım, sizin Rabbiniz de kimmiş, ey Mûsâ?” diye çıkıştı.
  50. 50 Mûsâ: “Rabbimiz, her şeye yaratılışındaki temel özellikleri veren, sonra onu yaratılış gâyesine uygun biçimde yola koyan…
  51. 51 Firavun: “Öyle ise geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” diye sordu.
  52. 52 Mûsâ şöyle cevap verdi: “Onlara dair bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim asla şaşırmaz, yanlış yapmaz…
  53. 53 “Yeryüzünü size döşek yapan, orada sizin için yollar ve geçitler açan, gökten yağmur yağdırıp su indiren…
  54. 54 O bitkilerden hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için nice dersler,…
  55. 55 Sizi topraktan yarattık, yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi diriltip oradan çıkaracağız.
  56. 56 Yemin olsun ki, Firavun’a bütün mûcize ve delillerimizi gösterdik; fakat o yine de yalanladı ve gerçeği…
  57. 57 Dedi ki: “Mûsâ! Yaptığın büyü ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?”
  58. 58 “Madem öyle, biz de sana onun benzeri bir büyü ile karşı koyacağız. Öyleyse sen aramızda, sonradan…
  59. 59 Mûsâ: “Buluşma zamanımız, bayram günü ve insanların toplandığı kuşluk vaktinde olsun” dedi.
  60. 60 Bunun üzerine Firavun dönüp gitti; her türlü hîleyi devreye soktu, en üstün sihirbazlarını topladı; sonra da…
  61. 61 Mûsâ sihirbazlara dedi ki: “Yazıklar olsun size! Sakın Allah hakkında yalanlar uydurmak suretiyle O’na iftirada bulunmayın!…
  62. 62 Bunun üzerine sihirbazlar, yapacakları işleri aralarında tartıştılar ve gizli gizli fısıldaştılar.
  63. 63 Şöyle dediler: “Bakın, bu ikisi var ya, bunlar birer sihirbazdır; sihirleriyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve…
  64. 64 “Öyleyse bütün hîlenizi, hünerinizi toplayın, sonra merâsim düzeninde saf saf gelin. Çünkü bugün hangi taraf üstün…
  65. 65 Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! İster önce sen at asânı, ister ilk atan biz olalım” dediler.
  66. 66 Mûsâ: “Hayır, önce siz atın” dedi. Attılar; bir de baktı ki, sihirleri sayesinde onların ipleri ve…
  67. 67 Mûsâ birden içinde bir korku hissetti.
  68. 68 Ona: “Korkma!” diye seslendik, “çünkü, üstün gelecek olan kesinlikle sensin!”
  69. 69 “Sağ elinde tuttuğun asâyı yere at da, onların yaptıklarını yalayıp yutuversin. Çünkü onların bütün yaptıkları, sihirbaz…
  70. 70 Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; “Hârûn ile Mûsâ’nın Rabbine iman ettik” dediler.
  71. 71 Firavun şöyle dedi: “Ben size izin vermeden önce ona inandınız, ha? Demek ki, size sihri öğreten…
  72. 72 Sihirbazlar dediler ki: “İmkânı yok, bize gelen apaçık mûcizeleri ve bizi yaratan Allah’ı bırakıp da seni…
  73. 73 “Şüphesiz biz, Rabbimize iman ettik. O’nun hatalarımızı ve bu arada bize zorla yaptırdığın sihir günahını bağışlayacağını…
  74. 74 Gerçek şu ki, kim Rabbine inkârcı bir suçlu olarak gelirse, onun hakkı cehennemdir. Orada ne ölür…
  75. 75 Kim de Allah’a sâlih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, onlar için de öte dünyada pek…
  76. 76 Onlar, altlarından ırmaklar akan Adn cennetlerinde ebedî kalacaklardır. Her türlü yanlış inançtan ve günahlardan arınanların mükâfatı…
  77. 77 Biz Mûsâ’ya şöyle vahyetmiştik: “Kullarımla birlikte geceleyin Mısır’dan yola çık! Asanı yere vurarak onlara denizde kupkuru…
  78. 78 Derken Firavun, askerleriyle Mûsâ ve kavminin peşine düştü. Ama deniz üzerlerine kapanıp, onları görülmedik bir şekilde…
  79. 79 Böylece Firavun, kavmini büsbütün yoldan çıkarmış, çıkmaza sürüklemişti; onları asla doğru yola iletemedi.
  80. 80 Ey İsrâiloğulları! Şüphesiz biz sizi düşmanınızdan kurtardık. Tûr’un bereketlerle dolu sağ yamacında Mûsâ vasıtasıyla sizinle emirlerime…
  81. 81 Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve helâl nimetlerden yiyin. Bu hususta azgınlık ve nankörlük yapmayın; aksi…
  82. 82 Şu da muhakkak ki ben, günahlarından tevbe ile vazgeçen, iman edip sâlih ameller işleyen, bundan böyle…
  83. 83 Allah: “Kavmini bırakıp da aceleyle buraya gelmene sebep neydi, ey Mûsâ?” diye sordu.
  84. 84 Mûsâ dedi ki: “İşte onlar, hemen peşimdeler. Benden daha çok hoşnut ve râzı olasın diye aceleyle…
  85. 85 Allah şöyle buyurdu: “Fakat biz sen ayrıldıktan sonra geride bıraktığın kavmini imtihan ettik ve Sâmirî onları…
  86. 86 Bunun üzerine Mûsâ, son derece öfkeli ve üzüntülü olarak kavminin yanına döndü; onlara şöyle dedi: “Ey…
  87. 87 Dediler ki: “Biz sana verdiğimiz sözden bilerek ve isteyerek dönmüş değiliz. Fakat yanımızda Mısırlıların zînet eşyalarından…
  88. 88 Derken Sâmirî onlar için böğürebilen bir buzağı heykeli döküp çıkardı. Peşinden o ve avânesi: “İşte sizin…
  89. 89 Hayret doğrusu! Onlar görmüyorlar mıydı ki, o heykel kendilerine hiçbir sözle cevap veremiyor ve onlar için…
  90. 90 Halbuki Hârûn daha önce onlara: “Ey kavmim! Bakın, siz bu heykel yüzünden bir imtihana maruz kaldınız.…
  91. 91 Onlar ise: “Mûsâ aramıza dönünceye kadar onun karşısında boyun büküp tapınmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!” dediler.
  92. 92 Mûsâ döndüğünde olan bitenden habersiz kardeşine çıkıştı: “Ey Hârûn! Bunların sapıklığa düştüklerini gördüğünde sana ne engel…
  93. 93 “Söylediklerime uymadın, benim yolumdan gitmedin? Yoksa bilerek emrime karşı mı geldin?”
  94. 94 Hârûn: “Ey anamın oğlu!” dedi, “sakalımı, başımı çekme! Doğrusu ben senin: «Sözümü dinlemedin de İsrâiloğulları arasına…
  95. 95 Mûsâ, bu kez Sâmirî’ye dönerek: “Nedir bu yaptığın korkunç şey, ey Sâmirî?” diye sordu.
  96. 96 Sâmirî şöyle cevap verdi: “Ben, onların görmediği bir şeyi gördüm. Sana gelen elçi Cebrâil’in izinden bir…
  97. 97 Mûsâ: “Defol, git!” dedi, “Artık hayatın boyunca: «Bana dokunmayın!» diyerek insanlardan uzak duracak, yalnız yaşamaya mahkûm…
  98. 98 Şüphesiz sizin ilâhınız ancak Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
  99. 99 Rasûlüm! İşte böylece sana daha önce yaşanmış önemli hâdiselerden bir kısmını anlatıyoruz. Şüphesiz sana tarafımızdan bir…
  100. 100 Kim ondan yüz çevirirse, kıyâmet gününde ağır bir günah yükünün altına girecektir.
  101. 101 Onlar bu yükün altında devamlı kalacaklardır. Kıyâmet gününde onların payına düşecek bu yük, ne kötü bir…
  102. 102 O gün sûra üflenecek. Biz o günde inkârcı suçluları, yorgunluk ve susuzluktan gözleri morarmış ve kör…
  103. 103 O halin dehşeti içine aralarında gizli gizli fısıldaşarak: “Siz dünyada olsa olsa on gün kadar bir…
  104. 104 Aralarında konuştukları hususu elbette biz daha iyi biliriz. İçlerinden en mûtedili ve aklı başında olanı ise:…
  105. 105 Rasûlüm! Sana kıyâmet gününde dağların ne halde olacağını soruyorlar. De ki: “Rabbim onları ufalayıp savuracak.”
  106. 106 “Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bir halde bırakacak.”
  107. 107 Öyle ki, orada ne bir çukur görebilirsin, ne de bir tümsek!
  108. 108 O gün insanlar, hiçbir tarafa sapmadan kendilerini çağıran dâvetçinin peşine düşecekler. Rahmân’ın azamet ve heybetinden bütün…
  109. 109 O gün hiç kimsenin şefaati fayda vermeyecek; ancak Rah­mân’ın izin verdiği ve konuşmasına râzı olduğu kimseninki…
  110. 110 Allah onların geleceğini de bilir, geçmişini de. Fakat onların bilgisi Allah’ı kuşatamaz.
  111. 111 Bütün yüzler, her zaman diri, her şeyin varlığı kendisine bağlı olan ve kâinatı yöneten Allah’ın önünde…
  112. 112 Mü’min olarak sâlih ameller işleyen kimse ise, ne bir haksızlığa uğramaktan korkar, ne de sevaplarını eksik…
  113. 113 Rasûlüm! İşte biz kitabı Arapça bir Kur’an olarak indiriyor ve onda tehdit ve uyarılarımızı çeşitli açılardan…
  114. 114 Hak olan, hâkimiyetin gerçek sahibi olan Allah yüceler yücesidir. Rasûlüm! Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan önce unutma…
  115. 115 Doğrusu biz daha önce Âdem’den o ağaca yaklaşmaması konusunda söz almıştık, fakat o verdiği sözü çabucak…
  116. 116 Biz bir vakit meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik. Hepsi secde ettiler; ancak İblîs secde etmekten kaçındı.
  117. 117 Bunun üzerine şöyle buyurduk: “Ey Âdem! Şüphesiz bu İblîs, senin ve eşin için çok tehlikeli bir…
  118. 118 “Şimdi cennette sen ne acıkıyor, ne de çıplak kalıyorsun.”
  119. 119 “Yine sen burada ne susuzluk çekiyor, ne de güneşin sıcağında kavruluyorsun.”
  120. 120 Derken şeytan ona vesvese verip: “Ey Âdem! Ne dersin, sana ölümsüzlük ağacını ve asla yok olmayacak…
  121. 121 Böylece Âdem ve Havva o yasak ağaçtan yediler. Bunun üzerine ayıp yerleri kendilerine açılıp belli oluverdi…
  122. 122 Sonra Rabbi onu peygamber seçip kendine yaklaştırdı, tevbesini kabul buyurdu ve onu doğru yola iletti.
  123. 123 Allah buyurdu ki: “Birbirinize düşman olarak hepiniz cennetten inin. Size benden doğru yolu gösteren bir rehber…
  124. 124 Kim de benim kitabıma sırt döner ve beni anmaktan uzak durursa, şüphesiz dünyada onun için sıkıntılı,…
  125. 125 O: “Rabbim! Beni niçin kör olarak dirilttin? Oysa ben dünyada gözleri gören biriydim” diye itiraz edecek.
  126. 126 Allah şöyle buyuracak: “Evet, böyle! Âyetlerimiz sana geldiğinde sen onları nasıl unutup bir kenara attıysan, bugün…
  127. 127 İşte biz kendilerine verilen her türlü kabiliyeti ve ömürlerini israf edip haddi aşan ve Rabbinin âyetlerine…
  128. 128 Kendilerinden önce gelip geçmiş ve bugün meskenleri arasında dolaşıp durdukları onca zâlim nesilleri helâk etmiş olmamız,…
  129. 129 Eğer Rabbin tarafından, cezalarının erteleneceğine dair daha önce verilmiş bir karar ve bu kararın gerçekleşmesi için…
  130. 130 Rasûlüm! Sen onların alay ve inkâr dolu sözlerine sabret! Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini överek…
  131. 131 Onlardan bazı kimselere verdiğimiz dünya hayatının süsü ve debdebesinden ibaret olan geçimliklere gözün kaymasın! Biz bu…
  132. 132 Ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de onu kılmaya sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz;…
  133. 133 İnkârcılar: “Muhammed bize Rabbinden bir mûcize getirse ya!” diyorlar. Kendilerine, önceki ilâhî kitaplarda bulunan bilgileri açıklayan…
  134. 134 Şayet biz, kitap ve peygamber göndermeden önce kendilerini aslında hak ettikleri bir felâketle helâk edecek olsaydık,…
  135. 135 Rasûlüm! De ki: “Herkes gelecek adına bir beklenti içinde bulunuyor; madem öyle siz de beklemeye devam…

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma