Kâle eci/tenâ lituḣricenâ min ardinâ bisihrike yâ mûsâ
Meal
Dedi ki: “Mûsâ! Yaptığın büyü ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?”
Kur'an Tefsiri
Mûsâ (a.s.), peygamberliğini ispat sadedinde Firavun’a asâ ve yed-i beyzâ mûcizelerini gösterdi. Ona önceki âyetlerde beyân edildiği üzere tevhidin delillerini haber verdi. Fakat basîret mahrumu Firavun bunların hiçbirini kabul etmedi, hidâyete karşı inatçı eşekler gibi ayaklarını diretti. Hatta Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizelerin “sihir” olduğunu iddia etti. Bunları, halkın gözünü boyayıp kendisini ve kavmini Mısır’dan sürüp çıkarmak, İsrâiloğulları’yla birlikte oraya yerleşerek Mısır’ın kralı olmak maksadıyla yaptığını söyledi. Bununla kavminin Hz. Mûsâ’ya olan buğzunu, kin ve öfkesini galeyâna getirmek istedi. Çünkü mal ve mülklerinin tamamen elden çıkması korkusuyla kimse Hz. Mûsâ’ya tâbi olmayacak, aksine ona şiddetle karşı koyacaklardı.
Firavun, Mûsâ (a.s.) karşısında başarılı olabilmek için tek çıkar yol olarak onun mûcizelerini sihir sayıp, benzeri bir sihirle ona karşı çıkmayı, onu mağlup etmeyi, böylece insanlara bunların Allah’tan gelmediğini kabul ettirmeyi gördü. Bu yüzden müsâbaka için Mûsâ (a.s.)’dan randevu talep etti. Ondan, aralarında kimsenin yan çizemeyeceği uygun bir zaman ve her iki taraftan insanların kolay toplanabilecekleri, olacak bitecekleri rahatlıkla izleyebilecekleri geniş, düz bir mekân belirlemesini istedi. Arkasında te’yîd-i ilâhî bulunan ve bu sebeple kendinden emin olan Hz. Mûsâ, Firavun’nun randevu talebine derhal müspet cevap verdi. Bayram günü, insanların güzel elbiselerini giyip zînetlerini takınarak toplandıkları kuşluk vakti “hodri meydan” yapabileceklerini bildirdi. Çünkü bu şekilde daha kalabalık bir insan topluluğu olayı seyredebilecek ve kuşluk vaktinin aydınlığında olan biteni daha net görebilme imkânına sahip olacaklardı.
Mûsâ (a.s.)’ın o günde onlarla karşılaşmak üzere sözleşmesindeki hedefi; Allah’ın kelimesinin yücelmesi, dininin gâlibiyeti, kâfirin susturulması ve bâtılın can çekişerek yok olmasının hıncahınç kalabalıkların gözü önünde gerçekleşmesini istemesidir. Böylelikle, gerçeğin ortaya çıkmasını isteyenlerin bu talepleri daha bir güçlenecek, bâtıl taraftarlarının ise keskin kılıçları körelecekti. Göçebeler ve şehirliler arasında bu mühim hâdiseden çokça söz edilecek, bu haber her tarafa yayılacaktı. Aslında bu Mûsâ (a.s.)’ın da çok istediği, belki de arayıp bulamayacağı önemli bir fırsattı. Ahmak Firavun, farkında olmadan Hz. Mûsâ’nın kalabalık kitlelere dâvasını tebliğ edebilmesi için böyle müsait bir zemin hazırlamaktaydı:
Muhtasar Tefsir
Firavun dedi ki: "Getirdiğin sihir ile bizi Mısır`dan çıkarıp (Mısır`ın) mülkünün kendine kalması için mi geldin Ey Musa?"