Kâle yebne umme lâ te/ḣuż bilihyetî velâ bira/sîs innî ḣaşîtu en tekûle ferrakte beyne benî isrâ-île velem terkub kavlî
Meal
Hârûn: “Ey anamın oğlu!” dedi, “sakalımı, başımı çekme! Doğrusu ben senin: «Sözümü dinlemedin de İsrâiloğulları arasına ayrılık soktun!» demenden korktum.”
Kur'an Tefsiri
Hz. Mûsâ dönüp kavminin içine düştükleri rezâleti görünce öfkesi daha da arttı. Kardeşi Hârûn’u görür görmez sağ eliyle başından, sol eliyle de sakalından yakaladı. Bu rezâletin, Hârûn’un ihmalinden kaynaklandığını düşünerek öncelikle onu hesaba çekmek istedi. Vazifesini niçin düzgün yapmadığını, verdiği tâlimatlara niçin uymadığını sordu. Çünkü Hz. Mûsâ Tûra giderken yerine Hârûn’u vazifelendirmiş ve: “Kavmim içinde benim yerime geç, onların hatalarını düzelt; sakın ha bozguncuların yoluna uyma!” demişti. (A‘râf 7/142) Bu tâlimata göre Hârûn, onların saptığını görünce ya onlarla savaşmalıydı veya onları terk edip oradan ayrılmalıydı. O, öğüt vermeyi tercih ettiğinden dolayı Hz. Mûsâ’nın bu azarına muhatap olmuştur.
Hz. Hârûn, Mûsâ (a.s.)’ın öfkesini yatıştırıp kendisine karşı merhametle davranmasını sağlamak üzere ona: “Ey anamın oğlu!” diye hitap etmiştir. Çünkü ana, şefkat ve merhametin timsâlidir. Ayrıca öz kardeş olduklarını hatırlatarak kardeşlik hukukuna da dikkat etmesini istemiştir.
Hz. Hârûn’un “Sözümü dinlemedin de İsrâiloğulları arasına ayrılık soktun!” denmesi endişesine gelince: Hz. Mûsâ ona kavmiyle birlikte kalmasını emretmişti. Onları bırakıp çıkacak olsaydı, bir takım kimselerin arkasından gelecekleri, bir takım kimselerin de buzağı ile birlikte kalacakları korkusu vardı. Belki de iş birbirlerinin kanlarını dökecek raddeye gelebilirdi. Ayrıca “bu işten vazgeçin” diye onları alıkoymaya kalkışsaydı, aralarında bir çarpışma çıkabilir ve daha tehlikeli bir durum sözkonusu olabilirdi. İşte Hz. Hârûn’un Mûsâ (a.s.)’ın “Yoksa emrime bilerek karşı mı geldin?” sözlerine cevabı budur. A‘râf sûresinde ise bu durum karşısında Hz. Hârûn’un:
“Anamın oğlu! İnan ki bu topluluk beni bir hiç yerine koydu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Şimdi kalkıp bana düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler güruhuyla bir tutma” (A‘râf 7/150) dediği haber verilir.
Hârûn’dan sonra hesap verme sırası Sâmirî’de:
Muhtasar Tefsir
Musa -aleyhisselam- kardeşinin yaptıklarını kınayarak saçından ve sakalından tutup kendisine doğru çekiştirmiş, Harun da ondan şefkat bekleyerek şöyle demiştir: "Saçımı ve sakalımı tutup çekiştirme, benim onlarla birlikte kalmamda bir mazeretim vardı. Onları yalnız başlarına bıraktığımda ayrılığa düşmelerinden korktum. Sonra bana: Onların arasını ayırdığımı, onlar hakkında vasiyetini tutmadığımı söyleyecektin."