İżheb ilâ fir’avne innehu taġâ
Meal
Allah: “Şimdi artık Firavun’a git. Çünkü o gerçekten çok azgınlaştı” buyurdu.
Kur'an Tefsiri
Allah Teâlâ, Hz. Mûsâ’ya vâsıtasız olarak kelâmını işittirdikten, onun makâmını şerefli kılıp bol bol ikramlarda bulunduktan sonra, kendisini Hakk’a davet etmek üzere Firavun’a gitmesini emretti. Halbuki Cenâb-ı Hak Firavun’un inanmayacağını, davete icâbet edip gerçeği anlamaya meyletmeyeceğini çok iyi biliyordu. Mûsâ (a.s.)’a ise, Allah Teâlâ’nın kelâmını işitip onun tarifsiz halâvetini tattıktan sonra Firavun gibi azılı bir kâfirin yanına gidip onun küfür ve inkâr dolu sözlerini dinlemek oldukça zor geliyordu. Ancak o, Rabbinin emrini nefsinin arzusuna tercih etti.
Bu âyette iki mânaya işaret vardır:
› Dürüst, dikkatli ve samimi bir mürid, nefis tezkiyesi ve kalp tasfiyesiyle birlikte gerekli mânevî terbiyesini tamamlayıp kemâl mertebesine ulaştığı zaman Allah onu kullarına yol göstermek ve onları terbiye etmekle vazifelendirir.
› Erenlerin kemâli, tekrar halka dönmelerinde, onlara karışıp ezâ ve cefâlarına sabretmelerindedir. Böylece kendi hilim, merhamet, cömertlik ve affediciliklerini denemiş olurlar.
Mûsâ (a.s.), bu meşakkatli vazifeyi yapmak için gereken bütün inâyet ve desteği Rabbinden şöyle talep etti:
Muhtasar Tefsir
-Ey Musa!- Firavun`a git. Şüphesiz ki o küfürde haddi aşmış ve Allah`a karşı isyan etmiştir.