İnnaAllâhe yudḣilu-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâruc innaAllâhe yef’alu mâ yurîdu
Meal
Şüphesiz Allah, iman edip sâlih ameller işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Allah, elbette dilediğini yapar.
Kur'an Tefsiri
Müşriklerin taptıkları sahte tanrılar onları cehenneme sürükledikleri halde, mü’minlerin iman ettikleri ve rızâsını kazanmak için güzel güzel ameller işledikleri Allah Teâlâ, onları altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. İşte gerçek İlâh ile sahte tanrıların arasındaki fark budur.
İmanın dış yönü, iman edilmesi gereken hususları tasdîk etmek, iç yönü ise hakikate ermektir. Kul bu ikisine de ancak Allah’ın hususi yardımıyla nâil olabilir. Sâlih amel, kabule ve sevap kazanmaya elverişli amel demektir. Bu da ancak amellerin, imanın gerektirdiği şekilde olmasıyla gerçekleşir.
Mü’minlerin gireceği cennetler, peşin ve bilâhere olmak üzere iki kademelidir. Peşin olan cennet, kabule şayân haller ve manevî yakınlıklardır. Bilâhere olan ise sevap ve tevbedir. Nitekim: “Rabbinin huzuruna çıkıp hesap vermekten korkan kimseye iki cennet vardır” (Rahmân 55/46) buyruğu buna işaret eder.,
Bununla birlikte:
Muhtasar Tefsir
Şüphesiz ki Yüce Allah kendisine iman eden ve salih amelleri işleyenleri saraylarının altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Şüphesiz Yüce Allah rahmet ettiğine rahmeti, cezalandırdığı kimseye cezası ile dilediğini yapar. Kimse Allah -Subhânehu ve Teâlâ-`ya zorla bir şey yaptıramaz.