Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الحج

Hac Sûresi

22. sûreMedenî78 âyetSayfa 331
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظ۪يمٌ ١

Yâ eyyuhâ-nnâsu-ttekû rabbekumc inne zelzelete-ssâ’ati şey-un ‘azîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّٓا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارٰى وَمَا هُمْ بِسُكَارٰى وَلٰكِنَّ عَذَابَ اللّٰهِ شَد۪يدٌ ٢

Yevme teravnehâ teżhelu kullu murdi’atin ‘ammâ erda’at veteda’u kullu żâti hamlin hamlehâ veterâ-nnâse sukârâ vemâ hum bisukârâ velâkinne ‘ażâbaAllâhi şedîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler, fakat bu sadece Allah'ın azabının çetin olmasındandır.

Muhtasar Tefsir

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَر۪يدٍۙ ٣

Vemine-nnâsi men yucâdilu fiAllâhi biġayri ‘ilmin veyettebi’u kulle şeytânin merîdin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah hakkında bilmeden taşıyan ve her azılı şeytana uyan insanlar vardır.

Muhtasar Tefsir

كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْد۪يهِ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ ٤

Kutibe ‘aleyhi ennehu men tevellâhu feennehu yudilluhu veyehdîhi ilâ ‘ażâbi-sse’îri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun hakkında şöyle yazılmıştır: O kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba götürür.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ ٥

Yâ eyyuhâ-nnâsu in kuntum fî raybin mine-lba’śi fe-innâ ḣalaknâkum min turâbin śümme min nutfetin śümme min ‘alekatin śümme min mudġatin muḣallekatin veġayri muḣallekatin linubeyyine lekumc venukirru fî-l-erhâmi mâ neşâu ilâ ecelin musemmen śümme nuḣricukum tiflen śümme litebluġû eşuddekums veminkum men yuteveffâ veminkum men yuraddu ilâ erżeli-l’umuri likeylâ ya’leme min ba’di ‘ilmin şey-âenc veterâ-l-arda hâmideten fe-iżâ enzelnâ ‘aleyhâ-lmâe-htezzet verabet veenbetet min kulli zevcin behîcin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ ٦

Żâlike bi-ennaAllâhe huve-lhakku veennehu yuhyî-lmevtâ veennehu ‘alâ kulli şey-in kadîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ ٧

Veenne-ssâ’ate âtiyetun lâ raybe fîhâ veennaAllâhe yeb’aśu men fî-lkubûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.

Muhtasar Tefsir

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍۙ ٨

Vemine-nnâsi men yucâdilu fiAllâhi biġayri ‘ilmin velâ huden velâ kitâbin munîrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.

Muhtasar Tefsir

ثَانِيَ عِطْفِه۪ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذ۪يقُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَذَابَ الْحَر۪يقِ ٩

Śâniye ‘itfihi liyudille ‘an sebîliAllâhis lehu fî-ddunyâ ḣizyuns venużîkuhu yevme-lkiyâmeti ‘ażâbe-lharîki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ ١٠

Żâlike bimâ kaddemet yedâke veennaAllâhe leyse bizallâmin lil’abîdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ona: "Bunlar senin yaptıklarından ötürüdür" denir, yoksa Allah, kullarına karşı hiç de zalim değildir.

Muhtasar Tefsir

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ ١١

Vemine-nnâsi men ya’buduAllâhe ‘alâ harfins fe-in esâbehu ḣayrunitmeenne bihis ve-in esâbet-hu fitnetuninkalebe ‘alâ vechihi ḣasira-ddunyâ vel-âḣiratec żâlike huve-lḣusrânu-lmubînu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlar içinde Allah'a, bir yar kenarındaymış gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.

Muhtasar Tefsir

يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ ١٢

Yed’û min dûniAllâhi mâ lâ yedurruhu vemâ lâ yenfe’uhuc żâlike huve-ddalâlu-lbe’îdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.

Muhtasar Tefsir

يَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُٓ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِه۪ۜ لَبِئْسَ الْمَوْلٰى وَلَبِئْسَ الْعَش۪يرُ ١٣

Yed’û lemen darruhu akrabu min nef’ihi lebi/se-lmevlâ velebi/se-l’aşîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır!

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ ١٤

İnnaAllâhe yudḣilu-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâruc innaAllâhe yef’alu mâ yurîdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Allah, inananları ve yararlı işler işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah, şüphesiz, istediğini yapar.

Muhtasar Tefsir

مَنْ كَانَ يَظُنُّ اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَٓاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغ۪يظُ ١٥

Men kâne yazunnu en len yensurahuAllâhu fî-ddunyâ vel-âḣirati felyemdud bisebebin ilâ-ssemâ-i śümme-lyakta’ felyenzur hel yużhibenne keyduhu mâ yaġîzu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?

Muhtasar Tefsir

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يُر۪يدُ ١٦

Vekeżâlike enzelnâhu âyâtin beyyinâtin veennaAllâhe yehdî men yurîdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte böylece Kuran'ı apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـ۪ٔينَ وَالنَّصَارٰى وَالْمَجُوسَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۗ اِنَّ اللّٰهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ١٧

İnne-lleżîne âmenû velleżîne hâdû ve-ssâbi-îne ve-nnasârâ velmecûse velleżîne eşrakû innaAllâhe yefsilu beynehum yevme-lkiyâmetic innaAllâhe ‘alâ kulli şey-in şehîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, inananlar ve yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler, ortak koşanlar arasında, kıyamet günü Allah kesin hüküm verecektir. Doğrusu Allah herşeye şahiddir.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ۩ ١٨ ۩

Elem tera ennaAllâhe yescudu lehu men fî-ssemâvâti vemen fî-l-ardi ve-şşemsu velkameru ve-nnucûmu velcibâlu ve-şşeceru ve-ddevâbbu vekeśîrun mine-nnâsis vekeśîrun hakka ‘aleyhi-l’ażâbuk vemen yuhiniAllâhu femâ lehu min mukriminc innaAllâhe yef’alu mâ yeşâ/

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.

Muhtasar Tefsir

هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا ف۪ي رَبِّهِمْۘ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍۜ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُ۫سِهِمُ الْحَم۪يمُۚ ١٩

Hâżâni ḣasmâni-ḣtesamû fî rabbihims felleżîne keferû kutti’at lehum śiyâbun min nârin yusabbu min fevki ruûsihimu-lhamîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.

Muhtasar Tefsir

يُصْهَرُ بِه۪ مَا ف۪ي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُۜ ٢٠

Yusheru bihi mâ fî butûnihim vel-culûdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.

Muhtasar Tefsir

وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَد۪يدٍ ٢١

Velehum mekâmi’u min hadîdin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.

Muhtasar Tefsir

كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ۟ ٢٢

Kullemâ erâdû en yaḣrucû minhâ min ġammin u’îdû fîhâ veżûkû ‘ażâbe-lharîki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: "Yakıcı azabı tadın" denir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ ٢٣

İnnaAllâhe yudḣilu-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru yuhallevne fîhâ min esâvira min żehebin velu/lu-âens velibâsuhum fîhâ harîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Allah, inanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.

Muhtasar Tefsir

وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَم۪يدِ ٢٤

Vehudû ilâ-ttayyibi mine-lkavli vehudû ilâ sirâti-lhamîdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu kimseler, sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, övülmeğe layık olan Allah'ın yoluna eriştirilmişlerdir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذ۪ي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَٓاءًۨ الْعَاكِفُ ف۪يهِ وَالْبَادِۜ وَمَنْ يُرِدْ ف۪يهِ بِاِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ۟ ٢٥

İnne-lleżîne keferû veyesuddûne ‘an sebîliAllâhi velmescidi-lharâmi-lleżî ce’alnâhu linnâsi sevâenil’âkifu fîhi velbâdic vemen yurid fîhi bi-ilhâdin bizulmin nużikhu min ‘ażâbin elîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkar edenleri, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescidi Haram'dan alıkoyanları ve orada zulm ile yanlış yola saptırmak isteyeni, can yakıcı bir azaba uğratırız.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـًٔا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ٢٦

Ve-iż bevve/nâ li-ibrâhîme mekâne-lbeyti en lâ tuşrik bî şey-en vetahhir beytiye littâ-ifîne velkâ-imîne ve-rrukke’i-ssucûdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi temiz tut" diye İbrahim'i Kabe'nin yerine yerleştirmiştik.

Muhtasar Tefsir

وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ ٢٧

Veeżżin fî-nnâsi bilhacci ye/tûke ricâlen ve’alâ kulli dâmirin ye/tîne min kulli feccin ‘amîkin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler.

Muhtasar Tefsir

لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ ٢٨

Liyeşhedû menâfi’a lehum veyeżkurû-smaAllâhi fî eyyâmin ma’lûmâtin ‘alâ mâ razekahum min behîmeti-l-en’âmis fekulû minhâ veat’imû-lbâ-ise-lfakîra

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Taki kendi menfaatlerine şahid olsunlar; Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ ٢٩

Śumme-lyakdû tefeśehum velyûfû nużûrahum velyattavvefû bilbeyti-l’atîki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabe'yi tavaf etsinler.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ وَاُحِلَّتْ لَكُمُ الْاَنْعَامُ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ ٣٠

Żâlike vemen yu’azzim hurumâtiAllâhi fehuve ḣayrun lehu ‘inde rabbihik veuhillet lekumu-l-en’âmu illâ mâ yutlâ ‘aleykums fectenibû-rricse mine-l-evśâni vectenibû kavle-zzûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte böyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendi iyiliğinedir. (Haram olduğu) size okunanlar dışında kalan hayvanlar, size helal kılındı. O halde pis putlardan sakının; yalan sözden kaçının.

Muhtasar Tefsir

حُنَفَٓاءَ لِلّٰهِ غَيْرَ مُشْرِك۪ينَ بِه۪ۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَكَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَٓاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ اَوْ تَهْو۪ي بِهِ الرّ۪يحُ ف۪ي مَكَانٍ سَح۪يقٍ ٣١

Hunefâe liAllâhi ġayra muşrikîne bihic vemen yuşrik biAllâhi fekeennemâ ḣarra mine-ssemâ-i fetaḣtafuhu-ttayru ev tehvî bihi-rrîhu fî mekânin sehîkin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a ortak koşmaksızın O'na yönelerek pis putlardan kaçının, yalan sözden çekinin. Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَٓائِرَ اللّٰهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ ٣٢

Żâlike vemen yu’azzim şe’â-iraAllâhi fe-innehâ min takvâ-lkulûbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu böyledir; kişinin Allah'ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalblerin Allah'a karşı gelmekten sakınmasındandır.

Muhtasar Tefsir

لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟ ٣٣

Lekum fîhâ menâfi’u ilâ ecelin musemmen śümme mehilluhâ ilâ-lbeyti-l’atîki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu nişanelerde sizin için belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra bunlar Beyti Atik'de, Kabe'de son bulurlar.

Muhtasar Tefsir

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِت۪ينَۙ ٣٤

Velikulli ummetin ce’alnâ menseken liyeżkurû-smaAllâhi ‘alâ mâ razekahum min behîmeti-l-en’âmik fe-ilâhukum ilâhun vâhidun felehu eslimûk vebeşşiri-lmuḣbitîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ٣٥

Elleżîne iżâ żukiraAllâhu vecilet kulûbuhum va-ssâbirîne ‘alâ mâ esâbehum velmukîmî-ssalâti vemimmâ razeknâhum yunfikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.

Muhtasar Tefsir

وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ ف۪يهَا خَيْرٌۗ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّۜ كَذٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٣٦

Velbudne ce’alnâhâ lekum min şe’â-iriAllâhi lekum fîhâ ḣayruns feżkurû-smaAllâhi ‘aleyhâ savâffes fe-iżâ vecebet cunûbuhâ fekulû minhâ veat’imû-lkâni’a velmu’terrac keżâlike seḣḣarnâhâ lekum le’allekum teşkurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yan üstü düşüp ölünce onlardan yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin buyruğunuza verdik.

Muhtasar Tefsir

لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُ۬هَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْۜ وَبَشِّرِ الْمُحْسِن۪ينَ ٣٧

Len yenâlaAllâhe luhûmuhâ velâ dimâuhâ velâkin yenâluhu-ttakvâ minkumc keżâlike seḣḣarahâ lekum litukebbirûAllâhe ‘alâ mâ hedâkumk vebeşşiri-lmuhsinîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah'a ulaşacaktır. Allah'a ulaşacak olan ancak sizin O'nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah'ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanlara müjde et.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ۟ ٣٨

İnnaAllâhe yudâfi’u ‘ani-lleżîne âmenûk innaAllâhe lâ yuhibbu kulle ḣavvânin kefûrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah şüphesiz inananları savunur, çünkü hainleri ve nankörleri hiç sevmez.

Muhtasar Tefsir

اُذِنَ لِلَّذ۪ينَ يُقَاتَلُونَ بِاَنَّهُمْ ظُلِمُواۜ وَاِنَّ اللّٰهَ عَلٰى نَصْرِهِمْ لَقَد۪يرٌۙ ٣٩

Użine lilleżîne yukâtelûne bi-ennehum zulimûc ve-innaAllâhe ‘alâ nasrihim lekadîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kadir'dir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ ٤٠

Elleżîne uḣricû min diyârihim biġayri hakkin illâ en yekûlû rabbunaAllâhuk velevlâ def’uAllâhi-nnâse ba’dahum biba’din lehuddimet savâmi’u vebiye’un vesalevâtun vemesâcidu yużkeru fîhâ-smuAllâhi keśîrâanc veleyensurannaAllâhu men yensuruhuk innaAllâhe lekaviyyun ‘azîzun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar haksız yere ve "Rabbimiz Allah'tır" dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَلِلّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ ٤١

Elleżîne in mekkennâhum fî-l-ardi ekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte veemerû bilma’rûfi venehev ‘ani-lmunkerik veliAllâhi ‘âkibetu-l-umûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namaz kılarlar, zekat verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonucu Allah'a aittir.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ ٤٢

Ve-in yukeżżibûke fekad keżżebet kablehum kavmu nûhin ve’âdun veśemûdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

Muhtasar Tefsir

وَقَوْمُ اِبْرٰه۪يمَ وَقَوْمُ لُوطٍۙ ٤٣

Vekavmu ibrâhîme vekavmu lûtin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

Muhtasar Tefsir

وَاَصْحَابُ مَدْيَنَۚ وَكُذِّبَ مُوسٰى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِر۪ينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْۚ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ ٤٤

Veas-hâbu medyenes vekużżibe mûsâ feemleytu lilkâfirîne śümme eḣażtuhums fekeyfe kâne nekîri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

Muhtasar Tefsir

فَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَش۪يدٍ ٤٥

Fekeeyyin min karyetin ehleknâhâ vehiye zâlimetun fehiye ḣâviyetun ‘alâ ‘urûşihâ vebi/rin mu’attaletin vekasrin meşîdin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.

Muhtasar Tefsir

اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَٓا اَوْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۚ فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّت۪ي فِي الصُّدُورِ ٤٦

Efelem yesîrû fî-l-ardi fetekûne lehum kulûbun ya’kilûne bihâ ev âżânun yesme’ûne bihâs fe-innehâ lâ ta’mâ-l-ebsâru velâkin ta’mâ-lkulûbu-lletî fî-ssudûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalbler de körleşir.

Muhtasar Tefsir

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ وَعْدَهُۜ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ٤٧

Veyesta’cilûneke bil’ażâbi velen yuḣlifaAllâhu va’dehuc ve-inne yevmen ‘inde rabbike keelfi senetin mimmâ te’uddûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

Muhtasar Tefsir

وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ اَخَذْتُهَاۚ وَاِلَيَّ الْمَص۪يرُ۟ ٤٨

Vekeeyyin min karyetin emleytu lehâ vehiye zâlimetun śümme eḣażtuhâ ve-ileyye-lmasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nice kasabalara, haksız oldukları halde, mehil vermiştim; sonunda onları yakalayıverdim. Dönüş ancak Bana'dır.

Muhtasar Tefsir

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَٓا اَنَا۬ لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ ٤٩

Kul yâ eyyuhâ-nnâsu innemâ enâ lekum neżîrun mubînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım" de.

Muhtasar Tefsir

فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ ٥٠

Felleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti lehum maġfiratun verizkun kerîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cömertçe verilmiş rızık ve mağfiret, inanan ve yararlı iş işleyenleredir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ سَعَوْا ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ ٥١

Velleżîne se’av fî âyâtinâ mu’âcizîne ulâ-ike ashâbu-lcahîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimizi tartışarak bozmağa uğraşanlar, işte onlar cehennemliklerdir.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ اِلَّٓا اِذَا تَمَنّٰٓى اَلْقَى الشَّيْطَانُ ف۪ٓي اُمْنِيَّتِه۪ۚ فَيَنْسَخُ اللّٰهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌۙ ٥٢

Vemâ erselnâ min kablike min rasûlin velâ nebiyyin illâ iżâ temennâ elkâ-şşeytânu fî umniyyetihi feyenseḣuAllâhu mâ yulkî-şşeytânu śümme yuhkimuAllâhu âyâtihik vaAllâhu ‘alîmun hakîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebi yoktur ki, birşeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun. Fakat Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Muhtasar Tefsir

لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍۙ ٥٣

Liyec’ale mâ yulkî-şşeytânu fitneten lilleżîne fî kulûbihim meradun velkâsiyeti kulûbuhumk ve-inne-zzâlimîne lefî şikâkin be’îdin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

/. Allah şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamayı vesile kılar. Zalimler şüphesiz derin bir ayrılık içindedirler.

Muhtasar Tefsir

وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِه۪ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ٥٤

Veliya’leme-lleżîne ûtû-l’ilme ennehu-lhakku min rabbike feyu/minû bihi fetuḣbite lehu kulûbuhumk ve-innaAllâhe lehâdi-lleżîne âmenû ilâ sirâtin mustekîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'ın, senin Rabbin'den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً اَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَق۪يمٍ ٥٥

Velâ yezâlu-lleżîne keferû fî miryetin minhu hattâ te/tiyehumu-ssâ’atu baġteten ev ye/tiyehum ‘ażâbu yevmin ‘akîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenler, ceza saati kendilerine ansızın gelene veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar Kuran'dan şüphe etmekte devam ederler.

Muhtasar Tefsir

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ٥٦

Elmulku yevme-iżin liAllâhi yahkumu beynehumc felleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti fî cennâti-nne’îmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte o gün hükümranlık Allah'ındır. O aralarında hükmeder. İnanıp yararlı iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ٥٧

Velleżîne keferû vekeżżebû bi-âyâtinâ feulâ-ike lehum ‘ażâbun muhînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenler, ayetlerimizi yalan sayan kimseler, işte onlar için hakir düşüren azap vardır.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقًا حَسَنًاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ ٥٨

Velleżîne hâcerû fî sebîliAllâhi śümme kutilû ev mâtû leyerzukannehumuAllâhu rizkan hasenâenc ve-innaAllâhe lehuve ḣayru-rrâzikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah yolunda hicret edenlere, sonra öldürülen veya ölenlere Allah, elbette onlara güzel bir rızık verecektir. Rızık verenlerin en hayırlısı yalnız Allah'tır.

Muhtasar Tefsir

لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَل۪يمٌ حَل۪يمٌ ٥٩

Leyudḣilennehum mudḣalen yerdavnehuk ve-innaAllâhe le’alîmun halîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, onları hoşnut olacakları bir yere koyar. Şüphesiz Allah bilendir, Halim'dir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَۚ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِه۪ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ٦٠

Żâlike vemen ‘âkabe bimiśli mâ ‘ûkibe bihi śümme buġiye ‘aleyhi leyensurannehuAllâhuk innaAllâhe le’afuvvun ġafûrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu böyledir; kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılırsa, Allah ona, and olsun ki yardım edecektir. Allah şüphesiz, affeder ve bağışlar.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ٦١

Żâlike bi-ennaAllâhe yûlicu-lleyle fî-nnehâri veyûlicu-nnehâra fî-lleyli veennaAllâhe semî’un basîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Böyledir; Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar ve Allah şüphesiz işitir ve görür.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ هُوَ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ ٦٢

Żâlike bi-ennaAllâhe huve-lhakku veenne mâ yed’ûne min dûnihi huve-lbâtilu veennaAllâhe huve-l’aliyyu-lkebîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Keza Hak yalnız Allah'tır; O'nu bırakıp taptıkları sadece batıldır. Doğrusu Allah yücedir büyüktür.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۘ فَتُصْبِحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةًۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌۚ ٦٣

Elem tera ennaAllâhe enzele mine-ssemâ-i mâen fetusbihu-l-ardu muḣdarratenk innaAllâhe latîfun ḣabîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın gökten indirdiği su ile yerin yemyeşil olduğunu görmez misin? Doğrusu Allah Latif'dir, haberdardır.

Muhtasar Tefsir

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ۟ ٦٤

Lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardik ve-innaAllâhe lehuve-lġaniyyu-lhamîdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar, yerde olanlar O'nundur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِه۪ۜ وَيُمْسِكُ السَّمَٓاءَ اَنْ تَقَعَ عَلَى الْاَرْضِ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ٦٥

Elem tera ennaAllâhe seḣḣara lekum mâ fî-l-ardi velfulke tecrî fî-lbahri bi-emrihi veyumsiku-ssemâe en teka’a ‘alâ-l-ardi illâ bi-iżnihik innaAllâhe bi-nnâsi leraûfun rahîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.

Muhtasar Tefsir

وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَحْيَاكُمْۘ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ ٦٦

Vehuve-lleżî ahyâkum śümme yumîtukum śümme yuhyîkumk inne-l-insâne lekefûrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi dirilten, sonra öldürecek sonra yine diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.

Muhtasar Tefsir

لِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْاَمْرِ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَۜ اِنَّكَ لَعَلٰى هُدًى مُسْتَق۪يمٍ ٦٧

Likulli ummetin ce’alnâ menseken hum nâsikûhus felâ yunâzi’unneke fî-l-emric ved’u ilâ rabbikes inneke le’alâ huden mustekîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ جَادَلُوكَ فَقُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ ٦٨

Ve-in câdelûke fekuliAllâhu a’lemu bimâ ta’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

Muhtasar Tefsir

اَللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ ٦٩

Allâhu yahkumu beynekum yevme-lkiyâmeti fîmâ kuntum fîhi taḣtelifûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّ ذٰلِكَ ف۪ي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ٧٠

Elem ta’lem ennaAllâhe ya’lemu mâ fî-ssemâ-i vel-ardik inne żâlike fî kitâbinc inne żâlike ‘alaAllâhi yesîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gökte ve yerde olanı Allah'ın bildiğini bilmez misin? Bunlar hiç şüphesiz Kitap'dadır ve şüphesiz bunlar Allah'a kolaydır.

Muhtasar Tefsir

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَانًا وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ نَص۪يرٍ ٧١

Veya’budûne min dûniAllâhi mâ lem yunezzil bihi sultânen vemâ leyse lehum bihi ‘ilmunk vemâ lizzâlimîne min nasîrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَۜ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذ۪ينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۜ قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْۜ اَلنَّارُۜ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟ ٧٢

Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin ta’rifu fî vucûhi-lleżîne keferû-lmunkeras yekâdûne yestûne billeżîne yetlûne ‘aleyhim âyâtinâk kul efeunebbi-ukum bişerrin min żâlikumk ennâru ve’adehaAllâhu-lleżîne keferûs vebi/se-lmasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah'ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!..

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُۜ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْـًٔا لَا يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُۜ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ ٧٣

Yâ eyyuhâ-nnâsu duribe meśelun festemi’û lehuc inne-lleżîne ted’ûne min dûniAllâhi len yaḣlukû żubâben velevi-cteme’û lehus ve-in yeslubuhumu-żżubâbu şey-en lâ yestenkiżûhu minhuc da’ufe-ttâlibu velmatlûbu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi onu dinleyin: Sizlerin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamıyacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu kurtaramazlar; isteyen de, istenen de aciz!

Muhtasar Tefsir

مَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ ٧٤

Mâ kaderûAllâhe hakka kadrihik innaAllâhe lekaviyyun ‘azîzun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

Muhtasar Tefsir

اَللّٰهُ يَصْطَف۪ي مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌۚ ٧٥

Allâhu yastafî mine-lmelâ-iketi rusulen vemine-nnâsic innaAllâhe semî’un basîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah meleklerden ve insanlardan peygamberler seçer. Doğrusu Allah işitir ve görür.

Muhtasar Tefsir

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ ٧٦

Ya’lemu mâ beyne eydîhim vemâ ḣalfehumk ve-ilaAllâhi turce’u-l-umûru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, geçmişlerini geleceklerini bilir. Bütün işler Allah'a döner.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ ٧٧ ۩

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-rke’û vescudû va’budû rabbekum vef’alû-lḣayra le’allekum tuflihûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Rüku edin, secdeye varın, Rabbiniz'e kulluk edin, iyilik yapın ki saadete erişesiniz.

Muhtasar Tefsir

وَجَاهِدُوا فِي اللّٰهِ حَقَّ جِهَادِه۪ۜ هُوَ اجْتَبٰيكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدّ۪ينِ مِنْ حَرَجٍۜ مِلَّةَ اَب۪يكُمْ اِبْرٰه۪يمَۜ هُوَ سَمّٰيكُمُ الْمُسْلِم۪ينَ مِنْ قَبْلُ وَف۪ي هٰذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَه۪يدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِۚ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللّٰهِۜ هُوَ مَوْلٰيكُمْۚ فَنِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ ٧٨

Vecâhidû fiAllâhi hakka cihâdihic huve-ctebâkum vemâ ce’ale ‘aleykum fî-ddîni min haracinc millete ebîkum ibrâhîmec huve semmâkumu-lmuslimîne minkablu vefî hâżâ liyekûne-rrasûlu şehîden ‘aleykum vetekûnû şuhedâe ‘alâ-nnâsic feakîmû-ssalâte veâtû-zzekâte va’tasimû biAllâhi huve mevlâkums feni’me-lmevlâ veni’me-nnasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah uğrunda gereği gibi cihat edin. O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran'da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

Muhtasar Tefsir

Hac Sûresi hakkında

Âyet
78
İniş yeri
Medine
İniş sırası
103.
Kelime
1.274
Harf
5.237
Cüz
17.
Sayfa
331
Hac suresi kaç ayettir?

Hac Sûresi 78 âyettir.

Hac suresi Mekki mi Medeni mi?

Hac Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

Hac suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Hac Sûresi, mushaf sıralamasında 22. sûredir; iniş sırasına göre 103. sûredir.

Hac suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Hac Sûresi 17. cüzde, mushafın 331. sayfasında başlar.

Surah Al-Hajj in English · Həcc surəsi · Haj surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma