Ve-in yukeżżibûke fekad keżżebet kablehum kavmu nûhin ve’âdun veśemûdu
Meal
Rasûlüm! Onlar seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce de Nûh kavmi, Âd ve Semûd kavimleri peygamberlerini yalanlamıştı.
Kur'an Tefsiri
İnkarcılar tarafından her zaman ve zeminde Resûlullah (s.a.s.)’in kalb-i şeriflerini daraltacak ve kederini artıracak işler yapılıyordu. Bu sebeple Cenâb-ı Hak peygamberini zaman zaman teselli edip onu sabırlı ve tahammüllü olmaya çağırmıştır. Nitekim önceki peygamberler de yalanlanmışlar, fakat o azgın kavimleri helak edilinceye kadar sabretmişlerdi. İşte takip edilecek yol bu yoldur: Sabretmek, sebat etmek ve neticeyi Allah’tan beklemek…
44. âyette yalnız Hz. Mûsâ hakkında كُذِّبَ (küzzibe) “yalanlandı” şeklinde meçhul fiilin kullanılması, onu yalanlayanların kendi milleti değil de başkaları olduğu içindir. Onu Firavun’un kavmi olan Kıptîler inkâr etmişlerdi. نَك۪يرِ (nekîri) “benim inkârım” ifadesi ise; “nimeti mihnete, hayatı helâke, imar ve bayındırlığı harabeye dönüştürmem veya kimsenin aklına gelmeyecek şekilde cezalandırmam yahut kurulmuş düzeni altı üstüne getirmem nasıl olurmuş!” mânalarına hamledilmiştir.
Yoplumların en önemli helak sebebine gelince:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Kavmin seni yalanlarsa sabret, kavimlerinin resullerini yalanladığı ilk peygamber sen değilsin. Ant olsun ki senin kavminden önce de Nuh`un kavmi Nuh`u, Ad kavmi Hûd`u ve Semûd kavmi de Salih`i yalanlamışlardı.