Elleżîne in mekkennâhum fî-l-ardi ekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte veemerû bilma’rûfi venehev ‘ani-lmunkerik veliAllâhi ‘âkibetu-l-umûri
Meal
Allah’ın dinine yardım eden o mü’minler, kendilerine yeryüzünde bir hâkimiyet verdiğimizde, namazlarını dosdoğru kılarlar, zekâtlarını verirler, her türlü iyiliği emredip yayar, kötülük ve yanlışlıkları yasaklayıp önünü almaya çalışırlar. Bütün işlerin neticede varıp değerlendirileceği yer Allah’ın huzurudur.
Kur'an Tefsiri
Hâkimiyeti ele geçirip devlet idâresine sahip olan mü’minlerin gerçekleştirmek mecburiyetinde oldukları esas vazife ve sorumlulukları şunlardır:
› Namazı kılmak, kıldırmak ve bunun için gerekli düzenlemeleri yapmak,
› Zekâtı vermek, verdirmek ve bunun için gerekli düzenlemeleri yapmak,
› İyi ve güzel şeylerin emredilmesini ve yayılmasını sağlamak,
› Gayr-i meşrû, çirkin ve dinin hoş görmediği şeyleri yasaklamak ve bunun için gereken önlemleri almak.
İşte mü’minler iktidar elde edince bunları yapmaya öncelik verirler. İktidar sarhoşluğu ile ahlâklarını bozmayan, dinden ve adâletten sapmayan doğru dürüst birer idâreci olurlar.
Şunu dikkatten uzak tutmamak gerekir ki, peygamberi yalanlayıp ona düşmanlık yapmak, ilk defa Resûlullah (s.a.s.) devrinde ortaya çıkan bir durum değil, önceki zamanlarda da benzeri olaylar yaşanmıştır:
Muhtasar Tefsir
Muzaffer kılınmak ile vadolunan bu kimseleri, yeryüzünde düşmanlarına karşı zaferle desteklesek, namazı en kamil şekilde eda eder, mallarının zekâtlarını verir, dinin emrettiğini emreder ve yasakladığını da yasaklardı. İşlerin sevap ve ceza olarak karşılığı yalnızca Yüce Allah`a aittir.