Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin ta’rifu fî vucûhi-lleżîne keferû-lmunkeras yekâdûne yestûne billeżîne yetlûne ‘aleyhim âyâtinâk kul efeunebbi-ukum bişerrin min żâlikumk ennâru ve’adehaAllâhu-lleżîne keferûs vebi/se-lmasîru
Meal
Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğunda, kâfirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu ve o inkârcı tavrı hemen fark edersin. Öyle ki, nerdeyse âyetlerimizi kendilerine okuyanların üzerine saldırıverecekler. De ki: “Size bu öfke ve huzursuzluğunuzdan daha kötüsünü haber vereyi mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere va‘detmiştir. Varılacak ne kötü yerdir orası!”
Kur'an Tefsiri
Bu âyet-i kerîmede, inkârcıların, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğu sırada içine düştükleri sıkıntı, yüzlerine yansıyan inkâr, huzursuzluk ve kızgınlık hali tasvir edilir. Aslında burada “münker” kelimesi, sataşmak, kızmak, geçimsizlik ve inkârdan ötürü yüzde beliren çok kötü şekilleri anlatmaktadır. Kâfirler, Kur’ân-ı Kerîm’in okunmasından ve onu dinlemekten o kadar rahatsız oluyorlardı ki, imkân bulabilseler neredeyse onu okuyanı şiddetle yakalayıp üzerine çullanmak ve dövmek istiyorlardı. Yüce Allah Peygamberimiz’e, cehennem ateşinin onlar için Kur’an karşısında duydukları öfkeden, huzursuzluktan, can sıkıntısından daha kötü olduğunu haber vermesini emir buyurur.
Böylesine acıklı bir sondan kurtulmak için verilen şu örnek üzerinde dikkatlice düşünün:
Muhtasar Tefsir
Onlara, Kur`an`dan apaçık ayetlerimizi okunduğunda kâfirlerin asık suratlı yüzlerinden, o ayetleri işittikleri zaman inkâr ettiklerini anlarsın. Öfkelerinin şiddetinden neredeyse ayetlerimizi kendilerine okuyanların üzerine atlarlar. -Ey Resul!- Onlara de ki: Sizlerin öfkesi ve yüzlerinizin asıklığından daha şiddetli bir şeyi haber vereyim mi? O, Allah`ın kâfirleri içine gireceğini vadettiği cehennemdir. Onların varacağı bu yer ne kötü bir yerdir.